YAHUDA’NIN KAÇIRDIĞI FIRSAT NEYDİ?

DOĞRU KAYA KİLİSESİ, 1 HAZİRAN 2014 VAAZ ÖZETİ, MATTA 27:1-10

Sevgili kardeşler, İsa Mesih’in Diriliş Bayramını geride bırakalı 40 gün oluyor. Rab ölümden dirildikten sonra ve göğe alınmadan önce 40 gün boyunca elçilere ve onların yanı sıra birçok kişiye göründü. Fakat bunun yanı sıra O’nu ele veren Yahuda İskaryot hakkında çok fazla vaaz edildiğini duymuyoruz çünkü İsa’nın ölümden dirilmesi bütün diğer olayları gölgede bırakıyor. Peki, Yahuda İskaryot’a ne oldu? İncil’de, bugünde okuduğumuz bölümde, pişman olup kendini astığını görüyoruz. Yahuda kötülüğünle ün kazanmış oldu.

Londra’da 1970’de açılan ve dünyanın bütün ünlülerini temsil eden bir balmumu müzesi var. Adolf Hitler’den tutun da Atatürk’e kadar temsili balmumu heykelleri bulunmakta. Dünyanın her yerinden ziyarete gelen insanlara anketler yapıldığında ve heykeller arasında en kötü kişiyi oylamaları istendiğinde en tepede Adolf Hitler yer almış, ikinci olarak da Osama Bin Ladin. Ne ilginçtir ki İsa Mesih’in öğrencisi Yahuda İskaryot’un da heykeli bulunmasına rağmen, en kötüler arasında yer almamış. Bunu aslında çok ilginç buldum. Yahuda İskaryot gerçekten de dünyanın en kötü olayını gerçekleştirmiş oldu. O Tanrı’nın Oğlu’nu ele verdi. Bir anlamda bunun için seçilmişti fakat bu günahı işledikten sonra Yahuda için tövbe etme fırsatı yok muydu diye düşündüm. Okuduğumuz bölümü okuduğumda onda sanki tövbe etmiş gibi bir durum görüyoruz çünkü ayetlerde pişman olup, aldığı 30 gümüş parayı başkahinlere ve ileri gelenlere geri götürdüğünü okuyoruz. Fakat Yahuda İskaryot’un fırsatı kaçırdığı bir şey oldu. Bu konuya tekrar döneceğiz. Bir şey daha ilgimi çekti. Dünyada azizlerin ismi verilmiş birçok kilise var, Aziz Petrus Kilisesi, Aziz Yuhanna Kilisesi ya da Aziz Pavlus Kilisesi. Ama hiç Aziz Yahuda İskaryot Kilisesi duydunuz mu? Ya da ebeveynler yeni doğmuş bebeklerine Petrus (Peter), Yuhanna (John), Pavlus (Paul) veriyorlar da neden Yahuda İskaryot adını vermiyorlar? Çünkü bu kişi kötülükle ün salmış oldu. Fakat Yahuda için kurtuluş yolu yok muydu? Yaptığı hatadan kurtulamaz mıydı? Nasıl? Bu sorular benim aklıma geldi çünkü Petrus da Rabbi ele vermese de üç kez inkar etmişti ama Rab onu daha sonra hizmetinde kullanmıştı. Yahuda için neden aynısı olmasındı? Bu sorulara bugün bir cevap arayacağız.

Önce Yahuda İskaryot’un kim olduğuna bakalım. Onun hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Babasının adının Simun olduğunu biliyoruz (Yuhanna 6:71). Yahuda’nın soyadı İskaryot’un anlamı ise İbranice ve Aramice iki kelimenin kombinasyonun’dan oluşuyordu. İbranice İş=Adam ve Aramice’de kötü işler yapan anlamında ki ishqaraya kelimeleriydi. Latince’de ise sicarius (hançer) kelimesinin transformasyonundan oluştuğunu da bazı yorumlarda bulabiliyoruz. Fakat başka bir yorumda tüm bunlarla birlikte Karyot isminin aslında bir yer adı olduğunu okudum. Her neyse bu yerleşim alanında yaşayanların kötü işlerle meşgul olduklarını düşünebiliriz. Bazı yorumlara göre de babasının kötü işler yaptığını ve dolayısıyla oğlunun da bundan dolayı yapmış olabileceğini okuyoruz. İncil’de okuduğumuza göre para kutusu Yahuda İskaryot’da bulunuyordu ve kendisi bu para kutusundan çalıyordu (Yuhanna 12:4-6; Yuhanna 13:29). Fakat nasıl olurdu da İsa’ya en yakın biri böyle bir duruma düşebilirdi ki? Para kutusundan çalmakla birlikte daha da kötüsünü yapabilirdi? Yani, en yakın dostunu nasıl ele verebilirdi? Belki de bunun cevabı ‘insan’ olu-şundandır.

Ancak nedenlerine bakalım:

1-Yahuda İskaryot kötü bir ortamda büyümüş olabilirdi.
2-Belki kendini bu şekilde kurtarabileceğini ve Yahudiler arasında ün yapacağını düşünmüş olabilirdi.
3- Parayı çok sevdiği için yapmış olabilirdi çünkü 30 gümüş o zamana göre kendisine çalışmadan uzunca yetecek miktardı.
4- Belki de İsa’ya baştan beri nefret duymuş olabilirdi.
5- İsa’dan hayal kırıklığına uğramış olabilirdi çünkü birçok Yahudi gibi o da Romalılardan kurtaracak bir kurtarıcı bekliyor olabilirdi. Onunla birlikte elini güçlendirmek niyetindeydi. Ama bütün bunlar gerçekleşmeyince İsa’ya bir öpücükle ihanet etti.

Bu Rab için ne acıklı bir olaydı. Çünkü Rab bütün herkesin günahları için dünyaya gelmişti. Yuhanna 1:29’da okuduğumuz gibi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu’ O idi. Ama en yakınındakiler O’na ihanet etmişti. Fakat Yahuda’nın durumu Petrus’tan farklıydı. Yahuda’nın ismi tarihe ‘İhanet eden havari’ diye kaydedildi. Fakat bugün kendimize sormamız gereken soru şu: Yahuda hangi fırsatı kaçırmıştı? Rab onun günahını af edemez miydi? Ama hika-ye’nin devamını okuduğumuzda göreceğiz ki Yahuda İsa daha yargılanmadan önce kendini astı yani intihar etti. İsa Pilatus’un önüne çıkarılmadan önce Yahuda ölmüştü. Barraba salıverilmeden önce Yahuda ölmüştü. İsa işkence görmeden önce, başına dikenden taç takılmadan önce Yahuda ölmüştü ve İsa çarmıha çakılmadan önce Yahuda ölmüştü. Ama asıl trajedi Yahuda’nın kendi kendini öldürmüş, yani intihar etmiş olmasıydı. Çünkü İsa haçta, ‘Baba onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar dediğinde (Luka 23:34) Yahuda orada değildi. İntihar etmişti. Yani kendi sonunu kendisi getirmişti.

Birincisi ve en önemlisi Yahuda, İsa Mesih tarafından bağışlanma fırsatını kaçırmış oldu. Belki siz de şöyle diyenlerden olabilirsiniz: ‘İsa, kesinlikle Yahuda İskaryot’un günahını bağışlamazdı’ Ama Kutsal Yazılar farklı bir şey söylüyor: ‘Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor’ (2. Petrus 3:9). Tanrı hiç kimsenin, bir kişinin bile mahvolmasını istemiyor, Yahuda İskaryot’un bile değil. Yahuda kendi yaptığından kendisi sorumluydu. Nasıl İsa’yı ele verdiyse, ölümü de kendisi seçmişti. Pişman olması yeterli değildi, paraları geri getirmesi de yeterli değildi. Eğer paraları din bilginlerine geri vermek yerine gidip İsa’nın ayaklarına kapanmış olsaydı, sizce Rab onu af etmeyecek miydi? Ama Yahuda, Yaşam Yolunu değil, ölüm yolunu seçmiş oldu maalesef. Hepimizin Yahuda’dan farkımız yok aslında çünkü hepimiz bir zamanlar günahın kölesiydik ama Tanrının lütfu, yargısından üstün çıktı ve şimdi de lütuf altında yaşamaya devam ediyoruz. Yahuda lütuf altında yaşamayı tercih etmedi maalesef. En çok lütfa kendisinin ihtiyacı vardı ve Rab İsa bunu kendisine vermeye hazırdı. Ne büyük bir fırsat kaçırmış oldu Yahuda! Hem de o kadar yaklaşmasına rağmen!

Tanrı’dan lütuf almamız için üç şey gereklidir:

1-Günahlarımızı itiraf etmek.
2- Yürekten tövbe etmek ve pişman olmak.
3- İsa’nın günahlarımızı bağışlayacağına iman etmek.

İlk ikisi Yahuda’da vardı çünkü ‘Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim’ diyor (Matta 27:4) ve yaptığına pişman oluyor (Matta 27:3) ama İsa’nın kendisini bağışlayacağı konusuna gelince imansızlığı yüzünden intihar ediyor. Çünkü İsa’nın kendisini af edeceğine imanı bulunmuyor. Oysa İsa tam da bunun için dünyaya geldi. O’na iman eden yargılanmaz, lütuf altındadır. O dünyanın Kurtarıcısıdır. Kendisine gelen herkesi ayrım yapmadan bağışlar. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. İsa Mesih günahlarımız için çarmıha gitti ve öldü. Üç gün sonra ölümden dirildi! Ama Yahuda üç gün sonra ölümden dirilmedi. İsa bugün de diridir ve Tanrı’nın sağındadır, ama Yahuda bugünde ölüdür. İsa Mesih ölümden dirildiğinde bütün öğrenciler kapalı kapılar ardında korkuyla duruyorlardı ama İsa içeri girince hepsine ‘Size esenlik olsun’ (Yuhanna 20:19) dedi. Yahuda İskaryot Rab’den bu sözleri de alamadı ve duyamadı. Oysa daha önce bunu duymuştu, İsa bütün elçilerine şöyle demişti: ‘Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın’ (Yuhanna 14:27). Araştırmalara göre dünyada yılda 1 milyon kişiden fazla intihar eden oluyor. Son 20 yılda dünya üzerinde gittikçe artıyor. Neden? İnsanların hayatlarında eksik olan ne? Esenlik, huzur olabilir mi? İsa dedi ki: ‘Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum’ Eminim eğer Yahuda intihar etmemiş olsaydı Tanrı onu da aynı Petrus gibi, Pavlus gibi kullanabilirdi. Elçi Pavlus daha önceleri imanlılara zulüm yapan biriyken Tanrı’dan lütuf buldu. Daha sonraları Filipililere yazdığı mektupta şöyle dedi: ‘Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrı’ya dua edip yalvararak şükranla bildirin. O zaman Tanrı’nın her kavrayışı aşan esenliği Mesih İsa aracılığıyla yüreklerinizi ve düşüncelerinizi koruyacaktır’ (Filipililer 4:6-7). Pavlus, Tanrı’dan nasıl lütuf bulduğunu sürekli olarak konuşmalarında dile getiriyordu. Kardeşler, bizde Tanrı’dan merhamet bulduk. Sadece merhamet değil ama bununla birlikte Tanrı yüreklerimize esenlik de koydu. Bu esenlik Tanrı’nın sözü aracılığıyla bulunuyor. Eğer Yahuda’da da Tanrı’nın sözü olmuş olsaydı din bilginleri yerine İsa’ya gitmeyi ve O’ndan af dilemeyi isteyecekti ve İsa’nın bağışlayıcı sevgisiyle kendini asmak yerine sonuna kadar İsa’yla çarmıha gidip ölecekti. Hangisi daha şerefli bir ölüm olacaktı? Hangisi yaşam getiren ölüm olacaktı? ‘Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkumiyet yoktur’ (Rom.8:1). Keşke, Yahuda’da sonuna kadar İsa’ya ait olsaydı demek geliyor içimden. Aslında Yahuda, İsa’yı ele vermekten çok intihar ederek yani pişman olduktan sonra İsa ile yeni bir ilişki başlamamakla kendini mahkum etti. Dünyada herkes Yahuda’nın İsa’yı ele vermesini kendisine mahkumiyet getirdiğini düşünüyor. Hayır, çünkü herkes günah işledi ama herkes tövbe ettikten ve pişman olduktan sonra İsa ile yürümedi. Diğer 11 elçinin hayatlarının sonuna kadar İsa ile yürüdüklerini biliyoruz ve bazıları şehit olarak Tanrı’yı yüceltmiş oldular. Ucuz ölmediler.

Sonuç olarak Yahuda kurtuluşa çok yaklaştı, bir adım kalmıştı. O adımı İsa’ya doğru atmış olsaydı, Rab onu güçlendirecekti ama o ölüme adım atmış oldu ve vaat edilen Kutsal Ruh’u alamadı. Haftaya Pentikost Bayramını kutlayacağız. Elçilerin İşleri 1:8’de ‘Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız’ diyor. Unutmayalım umutsuz olduğumuz zamanlarda ve problemlerin olduğu zamanlarda İsa Mesih her zaman yanımızdadır. O bize güç verir. Yahuda İsa’dan güç alma, KUTSAL RUHU alma fırsatını da kaçırmış oldu sevgili kardeşlerim. Biz Tanrı’dan alacağımız fırsatları kaçırmayalım. Yahuda çok fırsat kaçırdı ne yazık ki. Biz kaçırmayalım.

Esenlikle

Atilla Sülekoğlu