Ünlü birisiyle tanıştınız mı daha önce ? İnsan böyle durumlarda heyecanlanıyor öyle değil mi? Ellerimiz terler, ne söyleyeceğimizi bilemeyebiliriz. Peki ya yeri göğü yaratan Rabbin yüceliği ile karşılaşırsak, O’nunla yüz yüze tanışsak?

Okuma: Yeşaya 6

Görüm:
Rabbi seven bir kral olan Uziya’nın öldüğü yıl bir görüm görüyor Yeşaya.
Rabbin bir kral gibi tahtta oturduğunu söylüyor.
Tam bir kral gibi uzun bir giyisisi var ve o kadar yüceki Tapınağı dahi dolduruyor.
Herhangi bir kralla arasındaki farkı görebiliyoruz herhalde açıkça.
Bu yüce kralı sadece Yeşaya görmemişti tahtında, Davut, Eyüp, Yeremya, Hezekiel, Daniel gibi bir çok kişi görmüştü.
Serafların uçtuğunu görüyoruz tahtın çevresinde.
6 tane kanatları var. Uçtukları kanatları, Rabbin önünde hizmet etmeye hazır olduklarını temsil ediyor.
Yüz ve ayaklarını gizledikleri kanatları ise kendilerini alçaltıyorlar.
Aynı bizlerin motivasyonu gibi, onlarda var hizmet etmek, yüceltmek için yaratılmışlar.
Seraf – yananlar demektir.
Tanrı’yı yüceltiyorlar. Kutsal, Kutsal, Kutsal.
Üç kere söylüyorlar, çünkü önemini vurgulamak istiyorlar.
İbranicede bir şeyin en önemli ya da en Kutsal olduğunu vurgulamak için aynı şeyi üç kere tekrarlarsın. İyi, çok iyi, harika tabirleri yoktur. Tabirleri o dilin dilbilim gerçeğine göre uygularız. Ayvayı yemek demek ingilizcede bir meyve olabilir, fakat türkçede başka bir anlama gelir. Hangi dilin yazarı bu terimi kullanmışsa o dilin dilbilimi kurallarını uygularız. Örneğin Tanrı’nın burnu büyüktür. Açıkla…
Kutsal Kutsal Kutsal, ayrılmış olan demek. Tanrı tüm yaratılıştan, ve canlılardan ayrı başka bir varlıktır.
Seraflar yüceltirlerken tapınak dumanla doldu ve heryer sarsılmaya başladı. Tanrı’nın yüceliği gücü ve varlığı ile doldu tapınak. Yeşaya çok korktu.

Tövbe:
Çok ilginç bir şey oluyor. Yeşaya 5. bölümde İsrail’in günahlarından dolayı “vay başına” diye yakarıyor. Paraya para katanın vay başına, şarapla kendinden geçenin vay başına, yalancıların vay başına… Bu bölümde tam 6 tane “vay başına ya da vay haline” kelimeleri var.
6. bölüme geldiğimizde ise ne diyor Yeşaya “vay başıma, mahvoldum, dudakları kirli bir adamım”. Ne harika Yeşaya kendi günahlarını da fark ediyor.
Sadece halkın günahlarını görmüyor böylece kendi günahlarını da görüyor Yeşaya.
Tanrı’nın yüceliğini böyle yüzyüze görmek aslında eğlenceli bir durum değil. Bizler Mesih’in kanı ile aklandığımız için Tanrı artık günahımızı saymıyor fakat böyle bir tecrübe aslında basit değil.
Malaki 3:2 – O belirince kim durabilir?
Vahiy 1:17 – Onu görünce ölü gibi ayaklarının dibine yığıldım.
Bu durum aslında bizlere günahımızın Tanrı’dan ne kadar uzak bir karam olduğunu gösterir.
Tanrı günahtan nefret eder.

Bağışlanma – Paklanma:
Seraflardan birinin Yeşaya’ya doğru uçtuğunu görüyoruz.
Sunaktan bir parça kor almıştı, maşa ile.
Seraflar ateşten melekler olmasına rağmen, bu melek dahi bu kora eliyle dokunmamıştı.
Yeşaya’nın dudaklarına değdirdi ve bu onun günahlarının bağışlanmasının bir nevi simgesi oldu. Ateş temizler, her kiri arıtır, ve tövbekar yüreği olan Yeşaya’da paklanmıştı. Doğru kılınmıştı Tanrı tarafından. Tanrı’nın günahlarını affettiğini görüyoruz.
Yeşaya hizmet için hazırdı, günahlarını görmüş, tövbe etmiş ve doğru kılınmıştı.

Zor Görev:
Bunun üzerine Rab onu çağırdı. Kimi göndereyim. Sanki çocuklara söyleriz ya bazen. Kim şeker ister diye. Herkes ben ben ben ben diye bağırır.
Yeşaya büyük bir sevinçle “benii beniii” diye seslendi.
Hizmetine girmek için yalvarıyordu.
Yapması gereken hizmet neydi peki?
Aslında gidip duyurması gereken mesaj öyle pek eğlenceli değildi?
Bizler bugün Rab’deki esenliği ve kurtuluş müjdesini duyuruyoruz.
Hizmetimizde sevinç var, esenlik var, ümit var.
Oysaki Yeşaya, gelecek yargıdan bahsedecekti ve vaaz ettiği insanlara bu durmu anlamayacaklarını bildirecekti.
Yeşaya elbetteki bu duruma çok şaşırmış olmalı ki, soruyor. Peki ne zamana kadar bu mesajı anlatacağım insanlara.
Kent yıkılıp, kuraklaşıncaya kadar, evler ıpıssız olup ülke bomboş kalıncaya kadar.
Ne acı bir mesaj.

Biz:
Kardeşlerim, bizim yürek tutumumuzda Yeşaya’nınki gibi mi?
Her birimiz Rabde tövbeye ve hizmete çağrılıyoruz.
3 temel nokta gördük bugün.
Tövbe – Her birimiz tövbe etmeliyiz, yüce Rabbin karşısında.
Bağışlanma – Mesih’in karşına çıkıp günahlarından dönen her kişinin doğru kılındığını görüyoruz. Çünkü her birimiz bağışlanıyoruz ve  kor ateşi ile paklanıyoruz ve aynı yürekle attığımız her adımda Kutsallaşma yolunda da büyüyeceğiz.
Görev – Tövbe ve bağışlanma ardından önemli bir adım görüyoruz. O da görevlerimiz. Rab her birimizi kendi yüceliği için kullanmak istiyor.
Peki bizler buna hazır mıyız? Amacımız Rabbi yüceltmek ve ondan sonsuza kadar zevk almak mı?
Günahlarımızdan dönüp, temiz bir yürekle Tanrı’yı yüceltmeye hazır mıyız?

Son Söz:
Yeşaya sözlerini ümitsiz bir şekilde bitirmiyor.
İsrail günahlarından dolayı yıkılan bir ağaç kütüğüne benzetilsede kardeşlerim. Ümit vardı.
Mesih bu kütükten çıkan bir meşe ağacı gibi çıktı ve filizlendi.
Yuhanna 12’de, Yuhanna, Yeşaya’nın Mesih’ten bahsettiğini söylüyor.
Biz diğer uluslardan olanlar Mesih filizi ile gövdeye aşılanıyoruz.
Bizler Mesih’te ayrıcalıklıyız kardeşlerim. Bizleri daha biz onu tanımazken seçip, çağıran, yüreklerimize tövbe doğuşunu koyan, ve paklayan kişi bizleri kendi görevine çağırıyor kardeşlerim. Bugün yüreklerinizi Rabbe açın, sizi nasıl nerede ve ne için kullanmak istediği konusunda dua edin.