SUSAMIŞ RUH, Mezmur 63, Kerem Koç, APK, 11 Nisan 2010

Giriş: 
Davut, Yahuda bölgesinin Beytlehem şehrinde İşay adında bir adamın oğluydu, 7 abisi vardı. Küçüklüğü boyunca Davut, hayvanları otlatma işini yapıyordu, ailenin en küçüğü olanlar bunu bilirler, hep markete gidip ekmek alma görevi en ufağındır, oda abileri daha ciddi işler yaparken bu tatsız işlerle uğraşıyordu. Fakat bir gün tüm hayatı değişti çünkü Tanrı Samuel adında bir Tanrı adamına görünüp, atayacağı yeni kralın olduğu şehri ve kim olacağını bildirdi. Bu yeni Kral kızıl saçlı bir ufaklık olan, ailenin en küçüğü Davuttu. Her ne kadar Samuel Davut’u o gün Kral olarak Mesh ettiysede, hemen kral olmadı. Uzun bir süre boyunca Saul adında ki krala hizmet etti, taa ki Saul onun kral olacağını öğreninceye kadar, bundan sonra Saul adamlarıyla beraber Davut’un peşine düştü onu öldürmek için. Davut uzun süre dağ, bayır, orman, çöl demeden kraldan kaçtı, bu kaçış süresinde de bazı şiirler ve dualar yazdı, ya da düşüncelerini daha sonra kaleme aldı. İşte bu yazılar, Tevrat diye bilinen Mezmurlar kitabında bir araya geliyor ve çoğunluğunu Davut’un kaleme aldığı şiirler, şarkılar, dualardan oluşuyor. Bugün okuyacağımız bu Mezmur’da Davut’un çöldeki kaçış zamanını anlatan yazılardan bir tanesi.

Okuma: Mezmur 63 – Davut’un Mezmuru, Yahuda Çöllerindeyken
v1 Ey Tanrı, sensin benim Tanrım, gün doğmadan seni ararım, canım sana susamış, bedenim kurak, su olmayan bir diyarda seni arar.
v2 Sana Kutsal yerde baktım, gücünü ve görkemini görebilmek için
v3 Çünkü senin sevgi dolu şefkatin yaşamdan iyidir, övecek seni dudaklarım
v4 Yaşadığım sürece öveceğim seni, ellerimi senin isminde kaldıracağım
v5 Canım yağlı zengin yiyeceklere doyarcasına doyacak, şakıyan dudaklarla ağzım övecek
v6 Ne zaman yatağımda seni ansam; gece boyu derin derin düşünürüm seni
v7 Çünkü sen yardımım oldun, onun için kanatlarının gölgesinde sevineceğim
v8 Canım tam ardınsıra seni takip eder, sağ elin destekler beni
v9 Ama benim canımı yok etmek isteyenler yerin derinlerine inecekler
v10 Kılıçın eline atılacaklar (teslim edilecekler), tilkilerin payı olacaklar
v11 Ama Kral Rab’de sevinecek, onunla (adıyla) ant içenlerin tamamı yüceltilecek, ama yalan söyleyenlerin ağzı kapatılacak

-Mezmur 63 çevirisi tarafımdan yapılmıştır, dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz- 

Sıkıntılarda Tanrı’yı Aramak: 
Aslında bir matem mezmuru gibi başlayan bölüm, bir anda sevinçli bir hal alıyor. Davut sabah erkenden kalkar kalkmaz Tanrı’yı arıyor. Az önce nasıl bir durumda olduğundan bahsetmiştik, çölün ortasında kurak bir bölgede ve susamış bir vaziyette. Fakat onun arzusu bir bardak su değil, Rabbin kendisi. Başına güneş geçmiş Davut’un ondan öyle konuşuyordur diyeniniz olabilir. Hayır Davut’un aklı başında, o sadece Rabbin yaşam suyu olduğunu biliyor.

Yuhanna 4:6b-14
İsa, yolculuktan yorulmuş olduğu için kuyunun yanına oturmuştu. Saat on iki sularıydı. Samiriyeli bir kadın su çekmeye geldi. İsa ona, “Bana su ver, içeyim” dedi. (Tabii o zaman damacana sular yok) İsa’nın öğrencileri yiyecek satın almak için kente gitmişlerdi. Samiriyeli kadın, “Sen Yahudi’sin, bense Samiriyeli bir kadınım” dedi,”Nasıl olur da benden su istersin?” Çünkü Yahudiler’in Samiriyeliler’le ilişkileri yoktur. İsa kadına şu yanıtı verdi: “Eğer sen Tanrı’nın armağanını ve sana, `Bana su ver, içeyim’ diyenin kim olduğunu bilseydin, sen O’ndan dilerdin, O da sana yaşam suyunu verirdi.” Kadın, “Efendim” dedi, “Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın? Sen, bu kuyuyu bize vermiş, kendisi, oğulları ve davarları ondan içmiş olan atamız Yakup’tan daha mı büyüksün?” İsa şöyle yanıt verdi: “Bu sudan her içen yine susayacak. Oysa benim vereceğim sudan içen sonsuza dek susamaz. Benim vereceğim su, içende sonsuz yaşam için fışkıran bir pınar olacak.”

İsa kadından su istiyor önce fakat sonra diyor ki, bende de su var, ama bu sudan içersen asla susamazsın. İçinden sonsuz yaşam fışkırır. Davut her ne kadar bu ayetleri okumamış olsa da Rab’de ki ferahlığı biliyor, onun gerçek yaşam suyu olduğunun farkında. Hatta Tapınak’taymışcasına -ya da tapınakta olduğu dönemi anımsayarak- gözlerini Rabbe dikiyor, onun görkemini ve gücünü arıyor. Onun için çöl ya da Tapınak, sıkıntı ve sevinç, gece ya da gündüz önemli değil, o her durumda Tanrı’ya yöneliyor. Çünkü gerçekten Rabbimiz güçlü ve görkemlidir ve arzulayana yaşam suyundan verir, teşviği, ilhami, sevinci nerede arıyoruz. Herkes farklı bir yerde arıyor.

Türk Dünyasının Ünlü Fikir Adamı, Filozof Serdar Ortaç, İstanbul Boğazına bakarak şöyle diyor. “İlham kaynağım şu gördüğünüz Boğaz, bu deniz, öküze bile ilham verir” Sen neyi arıyorsun, sana ilhamı ne veriyor, seni ittiren, hayatta bir adım daha atmanı sağlayan şey ne?

Sıkıntılarda Tanrı’yı Dinlemek ve Düşünmek:
Sadece sabah erkenden Rabbi aramıyor fakat geceleri de Davut Rabbi düşünüyor derin derin, mırıltı diyor bazı ingilizce çeviriler. Mırıldanıyor. Hatta gece boyu diyor ayetler. Belli ki Davut’ta geceleri takılmayı seviyor, fakat geceleri internette gezmiyor sabaha kadar. Rabbi dinliyor ve onda dinleniyor. Bu öğrenmenin en iyi yollarından biri, Tanrı ile sakin zaman geçirme. Çalıştığınız, okuduğunuz şey hakkında bir süre derin düşünmek.O zamanlar herkesin etinde Musanın Yasa kitapları yoktu okumak için, hatta parşomen derilerinin üzerine yazma bile çok daha sonraları bulundu. Daha sonraları bile koca bir şehirde belki bir tane rulo halinde ki parşomenlere sahipti, öyle eline alıp dur bakayım şurada ne yazıyor diye mıncıklayamazdın. Haham gelirdi, yasa kitabını kilitli olan bölmeden çıkartır öperdi ve okurdu, ne öğrendiysen yanına kar kalırdı. Bunu için o zamanlar ezber çok önemliydi. Şimdi benim Ipodumda bile 40 tane farklı çeviri, ibranicesi, grekçesi var Kutsal Kitabın. 15. yüzyıla kadar Tanrı sözünü Yalnız çalışma diye pek bir şey yoktu. Taa ki baskı makinası bulununcaya kadar. Zaten tam bu zamanlara denk geliyor, Hristiyanların Kutsal Kitabı anlamaya başlaması. Onun için Tanrı hakkında uzanıp gece sakince düşünmek ve Tanrı’nın sözlerini anımsamak önemliydi, tabii bizim için de önemlidir böylece sakin bir şekilde çalıştıklarımızın üzerinde düşünüp Tanrı’yı anımsayabiliriz.

Sıkıntılarda Tanrı’yla Konuşmak 
Davut çölün ortasında duadan daha da ötesini yapıyor Davut, Rabbi tüm yüreğiyle kabul ediyor ve tüm sıkıntılarını ona yüklüyor. Bu zamanını dua ve derin düşünmeye ayırıyor Davut. Bize bu anlamda çok iyi bir örnek oluyor, herşeye egermen olan Rab seninle kişisel bir zaman geçirmek istiyor. Rab İsa’nın, Baba Tanrı ile olan ilişkisi bu anlamda harikadır, çünkü İsa zamanının çoğunu Rabbe tapınarak geçirirdi, çünkü sadece Tanrı değil fakat insandı ve insansal doğası ile Baba Tanrı’ya seslendi. Bir insanın yapabileceği en önemli şeylerden biri Tanrı’yla zaman geçirmek, İsa bizlere çok harika bir örnek oluyor.

Sıkıntılarda Tanrı’yı Yüceltmek
Davut yaptığı bu dua, derin düşünme ve Tanrı’yı dinleme zamanlarında en çok neye odaklanıyor peki? Madem sordunuz cevaplayayım o zaman. Davut bu zamanlarda en çok Tanrı’yı yüceltmeye odaklanıyor. Ellerini kaltırarak tapınıyor inandığı Rabbe. Çünkü biliyor ki Tanrı’nın sevgi dolu şefkati onun için bu yaşamdan daha önemli. Hesed kelimesini kullanılıyor ibranicede “sevgi dolu şefkat” sözcüğü için. Bu kelime gerçekten önemli bir kelime Eski Ahid’te, bir çok şekilde çevirilebilir Tanrı’nın merhameti, sevgisi, şefkati vs. Tanrı’nın halkına olan duygularını ifade eden önemli bir kelime. Bu şefkat, Davut için kendi yaşamdan bile daha önemli görünüyor. Bu; Mezmur yazarı Davut’un Rabbi yüceltmesinin nedenlerinden biri, Tanrı’nın sevgi dolu şefkati. Bu şefkatten dolayı, hayatı boyunca öveceğini söylüyor Tanrı’ya, ne kadar cesurca bir karar Davut için. Şu Tanrı adamının geçtiği sıkıntılara bakın, susuz, sıcak, kurak bir yerde, bitkin halde Tanrı’yı hayatı boyunca yücelteceğini söylüyor, bir söz veriyor, çünkü Tanrı ona şefkat gösteriyor. Peki biz neden bunu yapamıyoruz? Sıkıntılarda, zor zamanlarda yüzümüzü Tanrı’ya çevirmek yerine, ondan uzaklaşıyoruz, böyle durumlarda onu övmek yerine herhangi birinin de yapabileceği bir biçimde onu yeriyoruz. Zayıf imanımız yüzünden devamlı günahlı bir şekilde düşüp kalkıyoruz. Bugün ayılalım kardeşlerim, canımızı kayıran, yüreklerimizi tazeleyen, sevgisi sonsuz, kudretli, kuvvetli, herşeye egemen, sonsuz, sınırsız, hikmetli, merhametli, lütüfkar ve kurtaran bir Tanrıya inanıyoruz, Rabbe dikelim gözlerimizi. Canım tam ardınsıra takip eder seni diyor ayetler, Ya da başka bir çeviri canım sana sarılır diyor. Bir çocuğu babasının bacaklarına yapışıp takip etmesi gibi, çünkü güven ve sevgi ondadır. Davut işte böyle tam ardı sıra gidiyor Rabbin. Çünkü tazelenmek istiyor, paydaşlık istiyor, doymak istiyor Rabbe.

O eski yeşilçam filmlerini hatırlar mısınız? Kötü adam Erol Taş, tavuk budunu alır on parmağıyla sanki 6 aydır hiç yememiş gibi, arada o yağlı elleriyle şarabtan bir yudum alır ve garip hırıtltılar çıkarır. Belli ki iştahı açıktır başrol oyuncusunun. Siz neyi görünce böyle bir arzu istiyorsunuz bilmiyorum, ama Davut zengin yiyeceklere doyarcasına doyacağım sana diyor, Davut’un arzusu, isteği, iştahı Rabbin Varlığı ile bereketlenmek. Rabbin varlığı ile tazelenmek, doymak.

Neden? Çünkü Rab Şefkatli, Destekleyici ve Adildir.
Neden peki Davut bu kadar sevinçli aksine bu kadar vahim bir durumda, çünkü kral olarak mesh edildiğinden -göreve atandığından- beri, tüm sıkıntılara rağmen Rabbin onu atadığı görevden şüphesi yok. Kralsa Tanrı’da sevinç bulacak diyor, kendisini kastederek. Kendinin kral olduğunu biliyor. Bu görevin başına geçeceğini biliyor.

Davut kanatlarının gölgesinde sevinirim diyor, çok ilginç bir resim ortaya çıkıyor aslında. Açıklama: Bu noktada bir açıklama yapmak istiyorum. Çünkü Tanrının eli yada kanadı mı olur diyenlerimiz olabilir. Elbette Tanrının kanatları ve elleri yoktur, Kutsal Kitap Tanrı Ruhtur diyor. Kutsal Kitaptaki benzetmeler, karşıtlıklar, resimlemeler, abartmalar aslında bizlerin daha iyi anlaması için yapılmış bir yöntemdir. Tanrı; halkının iyi bir şekilde anlayabileceği örnekler vermek istiyor. Tanrı’nın sağ elinin sırtında olduğu düşüncesi bile onun ne kadar destekleyici bir Rab olduğunu gösterir. O bu kelimeleri kullanmasa onun bize olan teşvikini tam anlayamayacağız. Tanrı anlayabileceğimiz yolları tercih ediyor. Susuz bir diyarda olan Davut sana susadım diyor, belkide aç olduğu bir zamanda sana doyacağım diyor, sıcaktan bunalmışken kanatlarının gölgesi benim ihtiyacım diyor. Davut sevincini ve ihtiyaçlarının ruhsal karşılığını Rabde buluyor, bir çok kişi mutluluğu başka şeylerde arıyorlar ama mutluluğun kendisini yaratan Rabbe bakmıyorlar. Uyuşturucu, kumar, alkol, ahlaksız ilişkiler gibi kötü bağımlılıklara yöneliyorlar.

Ünlü metal grubu Korn’un solisti Brian Welch’de bu yolu seçti, hayatını bir uyuşturucu bağımlısı olarak yaşadı, ahlaksız ilişkilere girdi, sınırsız alkol kullandı. Milyonlarca dolar kazanan bu süperstar “istediğim herşeye sahibim, ama daha iyi bir hayat için bunlardan vazgeçiyorum” dedi 22.şubat.2005te. Nasıl olur herşeyiniz olur da hayattan mutlu olamazsınız, ve nasıl olurda Brian Welch’in söylediği gibi bundan daha iyi bir hayat olabilir. Güzel bir araban, varsa çalışmayıp gününü golf oynayarak geçirebiliyorsan, kahvaltıda iskender yiyip ardından bir de künefe vuruyorsan daha ne ister insan. Bu rahatlıkta olan bir çok ünlü aşırı doz uyuşturucudan ölüyor biliyorsunuz öyle değil mi? Evet var, kaygısız zengin hayattan daha iyi bir yol var. Yüreğini Rabbe verip, İsa Mesih’in ardı sıra gitmek. Eğer onu günahlarının bağışlayıcısı olarak hayatına aldıp ve işlediğin tüm günahlardan dönüp, Rab İsa’nın ölüp dirildiğine ve göğe alındığına iman edip onu kurtarıcın olarak kabul ediyorsan işte bu gerçek esenliği bulabiliyorsun. Tabii yinede güzel bir araban olsa fena olmaz tabii. Bahsettiğimiz bu adam Brian Welch o kadar sapmıştı ki neredeyse hiç bir çıkış yolu yoktu onun için, bitmek üzereydi, fakat Rabbin lütfu ile dar yolu seçti.

Davut susuz sıkıntılı problemli bir halde Rabbe odaklandı, ayrıca Tanrı’nın ona yardım ettiğini söylüyor, bu da onu teşvik ediyor. Sen benim yardımımsın, enim desteğimsin. Rabbim onunla kişisel olarak ilgilendiğini biliyor ve gerçekten Rab bizlerle kişisel olarak ilgilenir, Tanrı her birimizin dertlerini biliyor ve yardım etmek istiyor, Davut’a ettiği gibi. “Ohooo Papaz efendi, bu kadar kolay mı herşey yahu, nerede o zaman Tanrı?” diyebilirsiniz. Fakat bence bu yanlış bir soru, bence soru şöyle olmalı “ben yardıma, teşviğe sıkıntıya ihtiyacım olunca ne yapıyorum?” Gidip kendime bir içki mi alıyorum, dua mı ediyorum, sıkıntımı atmak için barda mı sabahlıyorum Kutsal Kitabımı mı açıyorum. Elbette ki yaptığımız her şey kötüdür demiyorum, ben sevinci nerede arıyoruz diyorum. Sorun Tanrı’nın nerede olduğu değil, bizim yüreklerimizin nerede olduğudur.

Tanrı sığınağımız ve gücümüzdür, Sıkıntıda hep yardıma hazırdır.Mez 46:1

Kötüler Cezalandırılacaklar: 
Peki; biz Rabden bereket alacağız, yani ona tapınan, onu arayan, onu dinleyen ve peki ya bizim kötülüğümüzü isteyen kişiler, sadece bizim kötülüğümüzü isteyen değil ama bütün kötülüklerin bir cezası olacak. Ayetler bize Davut’a saldıran kişilerin bir ceza alacaklarını söylüyor, çünkü Tanrı’nın ayırmış olduğu Peygamber ve Kral olan Davut’u öldürümek istemişlerdi. Kılıçla olacak sonları ki Davut’u öldürmek isteyen Saul kılıçla öldürüldü. Tilkilerin payı olacaklar, sanki savaş yerinde gömülmeden kalan cesetler gibi. Hayvanlara yem olacaklar. Yani Rabbin ardı sıra giden Davut Rab ile doyacak, düşmanları ise tilkilerin karnını doyuracak. İşte bunun için biz kin tutmamalıyız, bütün yargıyı, cezalandırmayı, ona bırakmalıyız. Adil olan Tanrı gerekli şekilde cezalandıracaktır. Öç ve ceza benimdir diyor Rab.

Sonuç:
Kutsal Kitabın bir çok yerinde teşvik, destek, yardım ayetleri bulunuyor, Tanrı Ruhlarımızı tazelemek ve desteklemek istiyor. Tanrı’yı arayan, dinleyen, ardı sıra gidenler onun şevkatini ve desteğini görecekler. Mesih bizlerin kurtuluşu için kendi canını vermeside onun sevgisinin en önemli noktalarından bir tanesi. Günahlarımızdan dolayı bizim çekmemiz gereken cezayı kendi üstlendi, sevgisinden dolayı.

O zaman ne yapmalıyız sıkıntılarda zorluklarda? İki önemli şey söyleyeceğim, tabii ki bunları çoğaltabiliriz.

Bir; Rabbi takip edip onunla paydaşlık içinde olmalıyız, sıkıntılarımızda ona yanaşmalıyız, dua edip, Tanrı sözünü çalışmalıyız, kendimize zaman yaratıp çalıştığımız şeyleri derin düşünmeliyiz. En önemlisi is onu yüceltmeliyiz. Çünkü bize gündelik ekmeğimizi sağlayıp, kayıran ve lütfeden Tanrı bizleri çok seviyor.

Filipililer 4:13 şöyle diyor, beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim. Rab bizleri desteklediği sürece her sıkıntıda, her zorlukta ayakta durabiliriz.

İki; Birlikte paydaşlık içinde olmalıyız. Kitsal Kitap bir araya gelmekten vazgeçmeyin diyor, oysa ki şeytan bunun için elinden geleni yapıyor, kardeşlerin birlikte olmamalarını sağlamak için. Bu yüzden Rabbe hizmet arzusu ile aynı hedefe odaklanmalı ve birlikte kalmalıyız. Biz beraber güçlüyüz.

Az önce okuduğumuz ayetin devamını okumak istiyorum, şöyle başlamıştı ayet.
Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim. Yine de sıkıntılarıma ortak olmakla iyi ettiniz. Sıkıntalarımızı, dertlerimizi, yüklerimizi birlikte taşıyalım. Bu dünya muhteşem değil, ve Muhteşem olan gelene kadar da olmayacak.

Gal 6:2 Birbirinizin yükünü taşıyın, böylece Mesih’in Yasası’nı yerine getirirsiniz.

Bugün karar verin. Kime kulluk edeceksiniz? Kimin ardı sıra gideceksiniz? Kimle paydaşlıkta olacaksınız? Ben ve ev halkım “Rabbe kulluk edeceğiz” diyor bir Tanrı adamı, hemde her durumda, çünkü yaşam ondadır.