Dağdaki Vaaz (Düzensiz Notlar)

Sözlerimizde ki Dürüstlük
Rev. Kerem Koç, Nisan 21, 2013

Pasaj: 33 “Yine atalarımıza, ‘Yalan yere ant içmeyeceksin, ama Rab’bin önünde içtiğin antları yerine getireceksin’ dendiğini duydunuz. 34-35Oysa ben size diyorum ki, hiç ant içmeyin: Ne gök üzerine, çünkü orası Tanrı’nın tahtıdır; ne yer üzerine, çünkü orası O’nun ayak taburesidir; ne de Yeruşalim üzerine, çünkü orası Büyük Kral’ın kentidir.36Başınızın üzerine de ant içmeyin. Çünkü saçınızın tek telini ak ya da kara edemezsiniz. 37‘Evet’ iniz evet, ‘hayır’ ınız hayır olsun. Bundan fazlası Şeytan’dandır.” (Matta 5:33-37)

Ant İçmek: 

Tanrı’yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin.
Vallaha Billaha, yemin ediyorum, söz veriyorum… Söylediğiniz sözü bir tanık ile tastiklemek.

Nereden Geliyor: 

Eski bir Türk içkisi olarak kımız, bugün için Türkiye, Azerbaycan gibi ülkelerde değerini yitirmiş olsa da, Kazakistan, Kırgızistan gibi bize daha uzak olan Türk yurtlarında gözde içkilerdendir. At sütünden elde edilen bu içki, eskiden daha değerliydi. Ülkeye gelen elçilere sunulur, büyük toplantılara bununla son verilirdi. Ant içme diye kullandığımiz deyim kökü de kımız ile ilişkilidir. Eskiler, söz bağlarken ant içme töreni yaparlardı. Bu törende, karşılıklı söz veren kişiler, içine kımız koyulmuş kaba, kanlarından damlatır sonra da sırayla içerlerdi. Kan damlatılmış kımız karışımına ant denirdi, dolayısıyla törenin adı olan ant içme buradan gelir. Bununla birlikte, antlaşma dediğimiz kavram da, yine bu kökene dayanmaktadır. Antını yerine getirmeyen kişinin kanının akması gerekirdi. Kan bundan dolayı önemliydi.

Giriş:

Konu sadece ant içmekle ilgili değil, Tanrı’nın adını ağzımıza boş yere almak ve sözlerimizde ki dürüstlük konusu ile de ilgili… Ant içtiğimizde Tanrı ile ilişkili bir söz veriyoruz.

İlk önce Musa’nın Yasa’sına bakmalıyız.
Sonra Ferisilerin Yorumunu dinlemeliyiz.
En sonunda da İsa’nın ne öğütlediğine kulak vermeliyiz.

YASA (Yalan Yere Ant İçmek – Tanrı’nın adını boşa kullanmak)

Tanrı’nın adını ağzına boş yere almayacaksın

– Benim adımla yalan yere ant içmeyeceksiniz. Tanrınız’ın adını aşağılamış olursunuz. RAB benim. Levililer 19:12
– Eğer bir adam RAB’be adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa, verdiği sözü bozmayacak, ağzından her çıkanı yerine getirecek. Çölde Sayım 30:2

Ant içmek çok ciddi ve ant içen kişinin yalan söylüyor olması Tanrı’nın nefret ettiği bir şey.

Yalandan zaten nefret ediyor Tanrı, birde yalanınızı bir sözle tastiklediğinizde işin içerisine iki yüzlülük de giriyor. Yalan söylüyorsunuz ve bunun doğruluğu için imza atıyorsunuz.

Kültürümüzde de Ant önemli bir yer taşıyor. Bazı resmi yeminlerde var, her sabah okullarda söylenen bir ant var mesela,

ANDIMIZ

“Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!”

Askerlikte ki yemin töreni,

“Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada, her zaman ve her yerde, milletime ve cumhuriyetime, doğruluk ve muhabbetle hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu, türk sancağının şanını, canımdan aziz bilip, icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda, seve seve hayatımı feda eyleyeceğime, namusum üzerine and içerim.”

Hukuktaki antlar ve tıp dilinde kullanılan Hipokrat yemini gibi. Söylediğiniz sözü antla, size ait olan tüm gerçekle tastikliyorsunuz, böylelikle bir hata yaparsanız, utanılacak bir durumda kalmayı kabul ediyorsunuz, bunula beraber cezayı hak ettiğinizide söylemiş oluyorsunuz. Doktorlar ahlaki bir şekilde doktorluk yapacaklarına yemin ederler. Bu yemin tıbbın babası olarak anılan Hekim Hipokat zamanından gelir. İlginçtir ki bu yemin biraz değiştirilmiştir günümüzde, örneğin ‘asla çocuk düşürtmeyeceğim’ (günümüzde çocuk aldırma) denilen kısım ‘yasal gerekler dışında çocuk düşürtmeyeceğim’ olarak değiştirlmiştir.

Her ne söz veriyorsanız, ne yemin ediyorsanız. Onu tutmakla yükümlüsünüz.

Ant artık yerini yazılı sözleşmelere bırakmıştır çünkü yalan söyleyenler arttıkça sözle verilen antlaşmalar geçerliliğini kaybetmiştir.

FERİSİLER: 

Ferisiler Tanrı’nın adını ağızlarına almadan söz vermeye ant içmeye başlamışlardı.
‘Eve gitmek nasip olmasın’, ‘annemin ölüsünü göreyim ki’ vs. gibi. Bu gibi antların tam anlamıyla bağlayıcı olmadığından söz etmeye başladılar.

Bizde çocukken yapardık, ant içerdin ama parmaklarını belinin arkasında çapraz yaparsan kabul edilmezdi, ant geçersiz olurdu. Kan kardeşiliği vardı üye olmak için kanını akıtırdın, çocuk kafamızla ne gibi hastalıklara yol açacağını bilmezdik.

16“Vay halinize kör kılavuzlar! Diyorsunuz ki, ‘Tapınak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama tapınaktaki altın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.’ 17Budalalar, körler! Hangisi daha önemli, altın mı, altını kutsal kılan tapınak mı? 18Yine diyorsunuz ki, ‘Sunak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama sunaktaki adağın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.’ 19Ey körler! Hangisi daha önemli, adak mı, adağı kutsal kılan sunak mı? 20Öyleyse sunak üzerine ant içen, hem sunağın hem de sunaktaki her şeyin üzerine ant içmiş olur. 21Tapınak üzerine ant içen de hem tapınak, hem de tapınakta yaşayan Tanrı üzerine ant içmiş olur. 22Gök üzerine ant içen, Tanrı’nın tahtı ve tahtta oturanın üzerine ant içmiş olur. (Matta 23:16-22)

Saçma sapan kurallarla, ant içme konusunu ayaklar altına serdiler. Tanrı’nın adını ağızlarına almadan ant içmeyi öğütlediler, ama her şey Tanrı’ya ait ki. Gök Tanrı’nın tahtı yer ise ayak taburesi, başınızda ki saçlar bile sizin değil ki.

Benim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenim şöyle derdi, ‘insanlar hemen vallah billah tallah’ der ‘ama yüreklerinde gerçekten yemin etmezler’ diye. Peki gerçekten bu kelimeyi yüreğimizde değil ama ağızımıda kullandığımızda yemin etmemiş mi oluyoruz? Ağızımızdan çıkan söz yüreğimizden gelir, öncelikle yüreğimize dikkat etmeliyiz.

İsa Ne Diyor: 

İsa’nın ‘Ant içmeyin’ kelimesinden kastı hiç bir durumda ant içilmeyeceği değil, çünkü kendiside ant içti. Hatta Tanrı’nın ant içtiğini söylüyor Kutsal Kitap…

13 Tanrı İbrahim’e vaatte bulunduğu zaman, üzerine ant içecek daha üstün biri olmadığı için kendi üzerine ant içerek şöyle dedi: 14“Seni kutsadıkça kutsayacağım, Soyunu çoğalttıkça çoğaltacağım.” 15Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti. (İbr 6)

Tanrı, sözlerinin ardında olduğunu gösteriyor. Ant içip yapmamışlığı yoktur Tanrı’nın, ancak bizler sözlerimizden dönebildiğimiz için Tanrı’nın sözlerini basite indirgeyebiliyoruz. Bizim güvenilmezliğimiz yüzünden Tanrı ant içiyor.

‘Benim sözüm, ant kelimesinin tanımıdır.’ – Marlon Brando
Ant içmem diyor, söylediğim her söz anttır.

Pasaj bizim ant içmememiz gerektiğini söylüyor, peki her durumda mı? Örneğin mahkemelerde bile mi, ya da az önce bahsettiğimiz kurumlarda da mı? Çünkü bazı gruplar asla ant içmeyiz dediler bu ayetleri görünce.

Pasajın söylemek istediği şey

– Birincisi sahip olmadığınız bir şey üzerine ant içemezsiniz. Herşey Rabbe aittir. İçtiğinizde ne kadar ciddi olduğunu algılamalısınız.

– İkincisi, her şeye ant içmek yerine söylediğiniz sözleriniz güvenilir olsun. ‘Saat 12’de geleceğim’ dediğinizde gelin. Sözünüz öyle güvenilir olmalı ki sizden yemin beklenmemeli…

Bir arkadaşı C.S.Lewis’e, 1. Dünya savaşında ant içirmiş, ‘eğer ölürsem aileme göz kulak ol’ diye. Arkadaşı savaşta ölmüş ve C.S. eve döndüğünde arkadaşının karısı ve çocukları ile ilgilenmeye başlamış. Kadın, C.S.i sürekli aşağılamış, bağırmış, kalbini kırmış ama o pes etmeden, bağışlayıcı bir tavırla sözünü tutmaya devam etmiş.

Kendi zararına ant içse bile, dönmez andından. (Mez 15:4c) (Dürüst adam hakkında)

Sonuç: 

Evet, Devletsel anlamda ant içmemiz gerekebilir. Elbette ki içebiliriz, ancak bunun ciddiyetini iyi bilin. Elbetteki ant içmemiz bizleri günaha düşüren bir tutum değildir, gerekli olduğunuda ant içebiliriz, söz verebiliriz. Pasaj bize ant’ın ciddiyetini anlatıyor ve aslında her antımızda Tanrı’yı ve onun sahip olduğu şeyler üzerine tastik ettiğimizi söylemek istiyor. Antını tamamlayamayanın yargı altında olduğunu anımsatmak istiyor.

Westminster İnanç Açıklaması: Yemin eden kişi, böylesine ciddi bir eylemin ağırlığının farkında olmalıdır, ve bunu yaparken de hakkında yemin ettiği şeylerin doğruluğundan tamamıyla emin olmalıdır. Aynı şekilde kişi, yemin ederek kendisini iyi ve adil olan, ve böyle olduğuna inandığı, ve yapabileceği ve yapmaya karar verdiği şeyin dışındaki hiçbir şeye kendini bağlayamaz.

Artık sözümüzün pek değeri yok gibi, çünkü insanlar sözlerini yerine getirmiyorlar. Eskiden iş konusunda verilen bir söz çok sağlam olurdu, iki kişi el sıkıştığında söz tutulurmuş. Sadece arkadaşlarınıza, eşinize karşı değil, çocuklarınıza dahi verdiğiniz sözü tutun.  Ağzınızdan çıkan yazılı antlaşma gibi olsun.

3 temel şey öğrenmenizi istiyorum bugün

– Tanrı’nın adını boş yere kullanmanyın, her içtiğiniz antta, sözde ona ait olan bir şey üzerine söz veriyorsunuz.
– Yalanın günah olduğunu, yalan yere ant içmenin ise çok ciddi bir ikiyüzlülük, Tanrı’ya hakaret ve yalan olduğunu unutmayın.
– Verdiğiniz sözleri tutun. Toplumda öyle tanınmalıyız ki, size verilen görevi zamanında yerine getirin, insanlara verdiğiniz sözleri tutun.

Yapacağım dediğiniz şeyi yapın, yapamam dediğiniz şeyin arkasında sonuna kadar durun. Güvenilir biri olmak için, siz evet dediğinizde onun evet olduğunu anlayabilsin insanlar.