Hümanizm öğretisi herkesin iyi olduğunu ve herşeyin ölçüsünün insan olduğunu öğretir. Bu nedenle, “insanlar aslında iyidir ve iyi olarak doğarlar” sözü bizlere pek yabancı gelmez. İnsanların iyi olarak doğduklarını söyleyenler insanların mükemmel olmadıklarını söyleseler de, eğitimle çevre şartları düzeltildiği sürece insanın kötülükten uzak duracağını ileri sürerler. Peki, eğer insanlar iyiyseler, o zaman günah neden bütün yeryüzünü evrensel bir hastalıkmış gibi sarmıştır?

Bu soruya cevap olarak, toplumun üzerimizdeki olumsuz etkisinden dolayı herkesin günah işlemekte olduğu söylenir. Bu problemin insanın doğasından değil, insanın çevresinden kaynaklandığı ileri sürülür. Günahın evrenselliğini bu şekilde açıklayanlara şu soruyu sormak istiyorum: “Peki eğer toplumun üzerimizdeki olumsuz etkisinden dolayı günah işlediğimizi söylüyorsak, o zaman toplum ilk olarak nasıl günaha düşüp bu durumuna geldi?” Eğer insanlar temelde iyi ve masum bir şekilde dünyaya geliyorlarsa, o zaman insanların en azından belli bir yüzdesinin iyi ve masum(günahsız) kalmaları gerekmez mi? O zaman, şartların en iyi şekilde kontrol edildiği ve korunduğu bazı toplumların günahsız ve bozulmamış bir şekilde kalmaları gerekirdi. Fakat günümüzde böyle bir toplumun varlığından sözedemeyiz. Hatta insanın doğruluğu üzerine kurulmuş bir çok toplumda bile günaha karşı yasalar ve yaptırımlar bulunmaktadır.

Verdiğimiz meyve evrensel olarak çürük olduğundan, problemi teşhis edebilmek için meyve ağacının köklerine bakmamız yerinde olur. İsa Mesih iyi bir ağacın çürük meyve veremeyeceğini söylemiştir. Kutsal Kitap tüm insanlığı temsil eden ve bizim de annemiz babamız sayılan Adem ve Havva’nın günaha düştüğünü çok açık bir şekilde yazmaktadır. Bunun sonucu olarak her insan günahlı ve çürük bir doğayla doğmuştur. Eğer Kutsal Kitap açık bir şekilde bunu öğretmiyor olsaydı bile, günahın evrenselliğine bakıp mantıksal bir şekilde akıl yürüterek yine bu sonuca varmamız mümkün olurdu.

İnsanın günaha düşmesi konusu sadece mantıksal bir akıl çıkarımıyla açıklanamaz. İnsanın günaha düşmesi Kutsal Yazılar’da açık bir şekilde Tanrı’nın özel esiniyle açıklanmıştır. Biz bu günaha “orijinal günah” adını veriyoruz. “Orijinal günah nedir?” diye sorduğumuzda, genellikle “Adem’le Havva’nın işlediği günah!” diye cevaplar alıyoruz. Aslında orijinal günah Adem ve Havva’nın işlediği ilk günah değildir. Orijinal günah Adem ve Havva’nın işlediği ilk günahın sonucu olarak insanlığın bozulmuşluğu ve çürümüşlüğüdür. Orijinal günah, Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalmış bir şekilde ve günahlı doğalarla dünyaya gelmiş olan insanların içinde bulunduğu aciz durumu gösrerir. İnsan orijinal günahından dolayı bozuk bir doğayla doğar.

İnsanın günaha düşmüş olduğu gerçeği tarihsel bir olaydır. Bu günah çok vahim sonuçlara sebep olmuştur. Bu olay Kutsal Yazılar’da çok açık bir biçimde gözler önüne serilmektedir. Protestan İnanç Açıklaması bu olayı Kutsal Kitap’a dayanarak şöyle açıklamaktadır:

“İlk ana ve babamız, Şeytan’ın kurnazlığı ve ayartısıyla aldanıp, yasak meyveden yiyerek günah işlediler.[1] Tanrı, kendi bilge ve kutsal amacı doğrultusunda, bunu kendi yüceliği için düzenlemiş olarak bu günaha izin vermekten hoşnut oldu.[2] (P.İ.A. 6.1)

İşte insanın günaha düşmesi bu şekilde oldu. Bu günahın sonuçları Adem’i ve Havva’yı aştı ve  bütün insanlığı etkilemekle kalmayıp tüm insan soyunu bozguna uğrattı. Hepimiz günah işlemiş sayıldık, çünkü Adem’de günahkarız. “İnsanlar ne zaman günahlı oluyor?” diye bir soru soramayız. Çünkü insanlar zaten dünyaya günahlı bir doğayla geliyorlar. Adem hepimizin temsilcisiydi. Bu yüzden tüm insan soyu Adem’le dayanışma içerisindedir. Bu dayanışmadan dolayı bütün insanlık Tanrı tarafından günahlı olarak görülmektedir.

Protestan İnanç Açıklaması, insanların günaha düşmelerinden dolayı ortaya çıkan sonucu şu şekilde açıklamaktadır:

“Bu günah yüzünden insan, ilk doğruluğundan ve Tanrı’yla olan beraberliğinden düştü,[3] ve böylece günahları içinde öldü;[4]canın ve bedenin bütün üyeleri ve bunların yeterlilikleri tamamen kirlendi.[5] Adem ve Havva tüm insanlığın kökü olduklarından bu günahın getirdiği suçluluk yasal olarak tüm insanlığa ait sayılmış (onların içlerine konmuş);[6] bu aynı günah içinde ölmüşlük ve bozulmuş insan doğası sıradan doğma yoluyla onlardan ortaya çıkan sonraki nesillere aktarılmıştır.[7] Bizi iyilik yapamaz durumda, iyilik yapmaya tümüyle isteksiz ve iyiliğe tamamen karşıt[8] ve kötülüğün her türüne eğilimli[9] hale getiren bu ilk bozulma, bütün gerçek günahların kaynağını oluşturmaktadır.[10] (P.İ.A. 6:2-4).

Aslında günaha bakış açımız şöyle olmalı: Günah işlediğimiz için günahkar değiliz, günahkar olduğumuz için günah işliyoruz. Bakın Kral Davut kendi günahlılığını nasıl dile getiriyor: “Nitekim suç içinde doğdum ben, günah içinde annem bana hamile kaldı.” (Mezmur 51:5).

Özet:

  1. Günahın evrensel boyutlara ulaşmış olması toplumsal veya çevre şartlarıdan dolayı değildir.
  2. Günahın evrenselliği insanın günaha düşmesi yoluyla olmuştur.
  3. Orijinal günah ilk günah anlamına gelmez. Orijinal günah ilk günahın sonuçlarına verilen addır.
  4. Her insan günahlı bir doğayla(orijinal günah) doğmuştur.
  5. Hepimiz günah işliyoruz, çünkü hepimiz doğamız gereği günahkar insanlarız.

[1] Yaratılış 3:13; 2. Korintliler. 11:3
[2] Romalılar 11:32
[3] Yaratılış 3:6-8; Vaiz 7:29; Romalılar 3:23
[4] Yaratılış 2:17; Efesliler 2:1
[5] Titus 1:15; Yaratılış 6:5; Yeremya 17:9; Romalılar 3:10-18
[6] Yaratılış 1:27-28; Yaratılış 2:16,17; Elçilerin İşleri 17:26; Romalılar 5:12; 1. Korintliler 15:21-22,45,49
[7] Mezmur 51:5; Eyup 14:4; Eyup 15:14
[8] Romalılar 5:6; Romalılar 8:7; Romalılar 7:18; Koleseliler 1:21
[9] Yaratılış 6:5; Yaratılış 8:21; Romalılar 3:10-19
[10] Yakup 1:14-15; Efesliler 2:2-3; Matta 15:19

Fikret Böcek