Hayır. Eğer yaratılışta bize verilen doğamızı değiştirseydi, artık kendimize insan dememiz doğru olmazdı. Orijinal Günahın insanlığa olan etkileri üzerine farklı dini gruplar ve mezhepler arasında oldukça farklılıklar var. Ve bazıları bu konuları konuşurken en başta Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmışlığını geniş anlamda incelerken bazıları dar anlamda incelerler.

Bizi insan yapan bazı unsurlar var ki bu en başta yaratılmışlığımızda bulunan unsurlardır; düşünebiliyor olmamız, ruhumuzun olması vb. Düşüşten sonra bile düşünüyoruz, hala seçim yapıyoruz, tutkularımız var, hala yürüyoruz, hala insan gibi görünüp davranıyoruz, insanız. Özde yaratılan insanlığımız aynı şekilde kalmaktadır.

Ancak yinede günaha düşüş Tanrı benzeyişindeki yaratılışımıza dar anlamda etki etmiştir, O’nu yansıtma becerimize. Orijinalde bizler Tanrı’nın karakterini ve kutsallığını yansıtma becerisine sahiptik. Kutsal Yazılar’da da bahsettiği üzere ayna gibi Tanrı’nın doğasını yansıtabilmemiz hasar görmüş durumda ve şu anda dünyaya yansıttığımız o şey bozuktur. Tanrı’nın bütünlüğünü yansıtamıyoruz. Büyük oranda bir ahlaki gücü ve doğruluğu kaybettik, öyle ki Yeni Antlaşma bizden bahsederken gazap çocukları, günaha ölmüş ve Tanrı’ya, Yaratıcımıza karşı düşmanlık kazanmış olarak tanımlıyor. Bu çok önemlidir. İnsanlığımıza bir zarar gelmedi, mahvolmadı ancak zayıfladı, düşmüş bir insanlığa sahibiz artık.

Düşüşün yüreğimizin, en derinlerde ki merkezimize, ahlaksal ve ruhsal yaşamlarımıza nüfuz ettiğine inanıyorum. Her yanımıza etki etmiş durumda. Aklımızı ve bedenimizi etkiliyor. Günah olmasaydı bedenlerimiz yaşlanmayacak ve ölmeyecekti; ölüm günahın sonucu olarak geldi. İnsanlığımıza dokunan bir durumdur bu. Acı çekmeye, sıkıntıya, kedere ve diğer tüm benzeri şeylere sebep oluyor. İnsan hayatı günahtan ötürü büyük ölçüde etkilendi ama özünde olan insanlık zarar görmedi.

-R.C. Sproul