Geçtiğimiz pazar bir cenaze törenimiz vardı. Çok sevdiğimiz bir abimizi kaybettik. Sevincimiz elbette onun Mesih’le beraber olmasıdır. Ancak ne olursa olsun ölüm karşısında insan buz gibi oluyor ve ölümün ne kadar gerçek olduğunu fark ediyorsunuz. Tabii hayatta ki birçok şeyin önemsiz olduğunu da gösteriyor bizlere.

Vaiz 7:2 şöyle diyor.

Yas evine gitmek, şölen evine gitmekten iyidir.
Çünkü her insanın sonu ölümdür,
Yaşayan herkes bunu aklında tutmalı.

Günlük eğlencelerin geçici zevklerin partilerin anlamsızlığını açıklıyor ama ölümün ciddiyetini gösteriyor. Öyle ki bunun bize ne kadar çok şey öğrettiğini fark ediyoruz. Yas evinde çok daha gerçek bir dünya olduğunu söylüyor Vaiz. Eğlencelerde, partilerde öğrendiklerimizden çok daha fazlasını öğrenip, tecrübe edebileceğimizi vurguluyor… Her ne kadar ölümü düşünmeden yaşasakta hepimizin fiziksel bir sonu olduğunu biliyoruz (Mesih ansızın gelmezse tabii). Bununla beraber bir Hristiyan ölümden korkmamalı, aksine ölümü sevinçle beklemeli. Ölümü istemeli demiyorum ancak ölümden sonra Tanrı ile sonsuz bir yaşam olduğunu sürekli aklında tutmalı…

Tamer (kanserden kaybettiğimiz kardeşimiz) ölümden sonra nerede olacağını çok iyi biliyordu, çünkü verilen vaatlere güveniyordu ve ölümü sevinçle karşıladı. Rab her birimize böyle bir iman versin ki, ölüm şeytanın bizi korkutması için bir araç olmasın fakat Tanrı’nın lütfunu açıklayan bir sevinç yaratsın yüreklerimizde.

Ne diyor İsa Mesih,

Diriliş ve yaşam ben’im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yuhanna 11:25