Herhalde, yılın kurban bayramı zamanlarında haberlerde danaların yollarda koşturmalarına, çocukların ellerinde koç kafalarıyla dolaşmalarına ve sınırsız akan koyun kanlarına alıştık. Gerçi yasaların değişmesiyle sahte kasapların bir yandan hayvanlara çektirdiği çileler diğer yandan kendi kollarını bacağını kesmesi ile sonuçlanan vakkalar azalmışa benziyor.

Peki neden Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık gibi dünyadaki çoğunluğu oluşturan inançlar “kurban” konusunda bu kadar ısrarcı? Nedir bu kurban ve neden uygulanmalıdır? Farklı görüşlerdeki kurban öğretisine kısaca bakalım hemen.

Yahudilik:
Kan, canı sembolize ettiği için Yahudi geleneklerine göre insanın günahını örtmek için bir hayvan kesilirdi. Tevrat’ta bu konu ile ilgili çok açık bilgiler bulunmaktadır (Levililer kitabı). Fakat Tanrı sözüne göre bunun yapıldığı tek yer tapınaktı. Hayvan günaha karşılık bir sunu olarak sunulmak üzere tapınağa getirilir, daha sonra bu işe aracılık yapacak olan Kahin tarafından eli hayvanın başının üzerine konulurdu. Bu kişinin günahlarının bu hayvan tarafından çekecek olmasını sembolize ederdi. Bir anlamda sahibinin günahlarını yüklenen hayvan günahın cezası olarak kurban edilirdi. Bir anlamda bizim ödeyemediğimiz bir borcu başka birine ya da hayvana yüklemek gibi. Fakat M.S. 70de tapınağın Romalılar tarafından yok edilmesi ile Yahudilerin kurban sistemi sona erdi, çünkü yasaya ya da başka bir deyişle şeriate göre kurban Tapınakta kesilmeliydi. Bir çok yasa kesen kişiyi, hayvanın sahibini ve hayvanın kendisini sınırlandırıyordu. Kurban’ın sahibinin yürek tutumu, hayvanın temizliği, kusursuzluğu ve aracılık yapan kişinin durumu, işlemin usülüne uygun olup olmadığını belirlerdi. Çünkü günah çok ciddi bir problemdi. Hatta halkın arasından bile atılabilirdin (Lev 17:8-9).

Müslümanlık:
Aslında Tevrattaki bu anlayış bugünkü müslümanlığın öğretisine çok benzemektedir. Kuran-ı Kerim’de de Musa’nın şeriatinden bir çok alıntı vardır (sünnet, kurban, secde, dua vs.). Kurban, İslam’da Allah’ın gözünde rıza bulmak için yapılmaktadır.  Bununla beraber kurban sahibinin, kurbanlığın kan sayesinde günahlarından bağışmanacağınada inanılır. Tabii kurbanın fakirlere dağıtılarak sevap işlenmeside önemli bir noktadır. İslam’da ki kurban kesimleri her yıl belli bir dönemde yapılır.

Kan nedir?
Her iki uygulamada da hayvanın öldürülürken kanını dökmesi önemli bir unsurdur. Peki neden kan akması gerekir? Kan neyi simgeler? Aslında kan çokta iyi bir resim değildir. Kan’ın dışarıda olması elbette ki ölümü simgeler. Kan vücutta ise işler yolundadır aslında. Canlıya yaşam veren kandır. Vücüdumuzda kan olmadığı zaman toprağa döneriz. Hatta kan ile ilgili kültürümüzde deyimler, atasözleri vardır değil mi? Mesela “kan davası” ölümcül bir kavgayı sembolize eder. “Kanıyla ödemek” sözü aslında harika bir örnektir, yapmış olduğu bir hata için canını vermek demektir.

Kutsal Kitap’ta bunu tastiklercesine kanın bir ödeme yolu olduğunu vurguluyor. “Kan yaşam karşılığı günah bağışlatır” diyor Levililer 17:11. Yine başka bir ayet “Kan olmadan bağışlama olmaz” (İbr 9:22) diyor.

Bir amaç uğruna feda edilen, kanı akıtılan kişinin yapmış olduğu iş “kurban olmaktır” denir. Yani başka bir kişiyi olduğu durumdan kurtarmak için canını kanını vermek demektir. Peki bir örnek verelim. Ülkemizde bazen ciddi depremler oluyor öyle değil mi? Bazen bu deprem göçüklerinin altından canlı bebekler kurtuluyor, hatta bazen günler sonra. Bebek bulunduğu zaman bir bakıyoruz ki, hemen oracıkta annesinin cansız bedeni. Anne dizlerinin üzerine çökmüş ve çocuğunu kurtarmış. Çocuğu uğruna ölmüş, kan dökmüş, ama onu kurtarmış. İşte belkide kurban olayını anlaabilecek en iyi örnek budur.

Kurban’ın Tarihi:
Tanrı, Adem ile Havva’yı günahlarından dolayı bir deri ile kaplamış ve bir hayvanın kanını akıtmıştı. Bu taa ilk insanlardan beri görülebilen kan akıtma sembolü çağlar boyunca devam etmiştir. İbrahim neredeyse oğlunu kurban edecekken ona bir hayvan sağlanması ile önemli bir hal alan kurban, Musa ile tam bir netlik kazanmıştır. Fakat Yahudiliğin ve Tevrat’ta ki bu benzer öğretişi alan İslamın öğrettiği gibi koyunlar, tekeler, koçlar bizleri gerçekten günahlarımızdan arındırabilir mi? Kutsal Kitap, günahın ücretinin ölüm olduğunu söylüyor, işte bunun için kurban kesilen hayvanlar ölüyor, fakat günahı işleyen bir insanken gerçekten bir hayvan bizlerin günahını bağışlatabilir mi? Bu aslında polis tarafından hız cezası yemiş bir sürücünün “arabama ceza kesin, hızlı giden oydu” demesine benzemiyor mu? İnsanın günahı için ölen bir hayvan, Tanrı’nın gözünde adaleti sağlamış olur mu?Aslında Adem, İbrahim, Musa örnekleri bizlere günahın ne denli kötü birşey olduğunu öğretiyor ve gelecek olan gerçek kurbana işaret ediyor. Hayvanın iyi, besili, temiz, kusursuz olması ve onun kanının akması aslında bizleri pak kılmıyor.

Gerçek Kurban:
Peki bizler nasıl bu günahın cezasını ödüyoruz? “Kendimizin kirli, pis, ahlaksız, kusurlu olup günahımızın cezası için akıtılacak kutsal bir kurtarıcının (kurbanın) kanına ihtiyacımız olduğunu anlamakla”.

Yasa’ya göre itaat ile bedenimizi temizlemeyi sembolize eden hayvan kurban etmek, bizleri hiçbir zaman günahtan kurtarmadı. Kutsal Kitap tekelerle danaların kanıyla değil, İsa Mesih’in Kutsal kanı ile Tanrı’nın gözünde lütuf bulduğumuzu söylüyor (İbr 9:12) Yahudi ve Müslüman kurban kesme prensipleri aslında bizlerin inancına göre doğru bir yöntem değildir. Eğer tekrar bir örnekle sunmak gerekirse, ‘ceza yemiş biri olarak, paramız yoksa bizlerin trafik borcunu arabalarımız ödeyemez, yine aynı bizler gibi bir insan ödeyebilir, tabii ödeyebilecek güçteyse’. Buna göre günah borcumuzuda yine bizler gibi biri, fakat günah borcu olmayan biri ödeyebilir.

Hristiyanlar kurban kesmezler fakat bir kurban anlayışları vardır. İsa’nın gelişi ve canını vermesinde ki amaç, bizler için kurban olmasındandır. Romalılar 3:25-26 şöyle der; “Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi.” Tanrı günahların Mesih ile bağışlanmasını kararlaştırarak adaletli tarafını göstermiş oluyor. Yani kendi yasasındaki kan akıtma işi gerçekleşiyor fakat bu gerçek, kutsal ve kusursuz bir insan olan Mesih’in kanı ile oluyor. Böylece Tanrı bizleri kurtararak hem sevgisini gösteriyor, hemde yasasının kusursuz uygulayarak adaletini gösteriyor.

Kardeşlerim, kan olmadan bağışlama olmaz. Demekki ya günahı işleyen ölecek ya da onun yerine başkası ölecek. İşte böylece Mesih, bizlerin hakettiği fakat kendinin haketmediği bir gazabın altında canını veriyor. Tanrı’nın öz doğasının sahibi İsa Mesih, bizlere olan sevgisinden dolayı canını veriyor. Hemde bizler onu tanımazken, bizler daha doğmamışken.

Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu’nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur. 1.Yuhanna 4: 10

Ya Şimdi:
Bizler ancak Mesih’in kanı ile doğru sayılabiliriz ve Tanrı’nın gözünde lütuf bulabiliriz kardeşlerim. Bu Tanrı sözündeki tek gerçektir. Tekelerin, koyunların, danaların, boğaların kanı bizleri aklamaz. İşte bunun bilincinde inanlılar olarak yapmamız gereken en önemli şey, Romalılar 12:1inde dediği gibi ‘Bedenlerimizi diri, kutsal, Tanrı’yı hoşnut eden birer kurban olarak sumaktır. Çünkü Ruhsal tapınmanız budur.’