Dağdaki Vaaz (Düzensiz Notlar)

Krallık Vatandaşlarının Dünya’ya Etkisi
Rev. Kerem Koç, Şubat 17, 2013

Matta 5:13

Dünya Bize karşı nasıl?

Geçen haftanın vaazının son ayetlerine baktığımızda dünyanın Hristiyanlara karşı olan tutumunu görüyoruz.

Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.“Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler.” Mat 5:10-12

Bu okuyacağımız ayetlerde de bizim dünyaya karşı olan tutumumuzu görüyoruz.

Oku: Matta 5:13-16

Çifte Vatandaşlık:

Dünyasal Ülkemiz olan Türkiye’nin vatandaşlarıyız
Göksel Ülkemiz olan Cennetin vatandaşlarıyız

Göksel Krallığın Vatandaşları olarak bu dünyada yaşadığımız için, dünyanın krallığının vatandaşlarına karşı olan tutumlarımız çok önemli. Bu dünyada yapmamız gereken şeyler var ve Tanrı bizden bunları bekliyor. Bugün bir tanesine bakacağız.

Biz Dünyaya Karşı nasıl olmalıyız?

Neden Tuz Örneği Kullanıldı? – Dünyaya olan etkimizi açıklamak için…

1- Zenginlik: Tuz ekonomi için çok önemliydi. Şarap ve zeytinyağıyla beraber zenginliğide sembolize ederdi. Özellikle sıcak yerlerde vücut dehidre olduğu için insanların tuza çok ihtiyacı olurdu. Ayran’da onun için Türkiye’de yazın çok içilir değilmi. İçinde tuz ve su bulundurur, vücudun dehidre olmasına izin vermez. Buz gibi yaz sıcağında üstüne döke döke içilmesi gereken bir içecek. Yani tuzun bu anlamdaki yeri önemli. Tuz o kadar değerliydiki bazen Romalı askerlere tuzla maaşları ödenirdi.

Bir Yahudi Rabbi şöyle dedi, ‘dünya tuzsuz ayakta kalamaz’ (Soperhim 15:8)

– İnanlı bu dünyayı zenginleştiren ve dünyanın ihtiyacı olan bir kişidir. Bizler bu dünya için değerliyiz ve bu dünyayı zenginleştiriyoruz. Kuruyan yozlaşan dünyada büyük bir bereket oluyoruz.

2- Koruyucu: Tuz’un belkide en önemli özelliklerinden biri koruyucu olmasıydı. İçinde fazlaca sodyum klorid içerdiği için kendi kendini koruma açısından ve çevredeki insanları koruma açısından önemliydi. Çürümeyi yavaşlatıyordu.

Unutmayalım — Dünyanın balı değiliz, tuzuyuz. Tatlı değiliz bu dünyaya.

Bir nevi antik buzdolabı diyebiliriz. Bugün koruyucu maddeler çok güçlü ve hatta bunun üzerine buzdolabı var. Düşünsenize evinizde buzdolabı olmadığını ve yiyeceklerinizde hiçbir tür koruyucu madde bulunmadığını, hatta bir poşetin içerisine bile koyup kurumaktan etkilenmeyi önleyemediğinizi…

3- Antiseptik: Koruyucu oluşum aslında içindeki bazı maddelerden kaynaklanıyor ve bu aynı zamanda mikroplarında ölmesini sağlıyor. Zaten bunun için bir antiseptik olarak yaralarda kullanılırdı. Yarama tuz bastın sözü buradan gelir, acı verir ama temizler.

– Biz Mesih İnanlıları olarak, tuz gibi mi faaliyet gösteriyoruz. Dünyanın yaratılıştan beri olan bozulmuşluğuna karşı nasıl davranıyoruz? Çürümüşlüğü biraz olsun etkileyebiliyor muyuz ya da günahlı olan toplumun yarasına şifa verebiliyor muyuz? Bu acı verici bir prosedür olsada. Mesih İnanlısının dünyada ki etkisi böyledir. Biz bu dünyada olduğumuz sürece, etik konularda dimdik durmalıyız.

İsa Mesih, tutum ve tavırlarıyla, Kutsallığı arayan takipçiler olmamızı tavsiye etti.

4- Tad: Bu ayete baktığımızda tuzun özellikle dünyadaki tadını anlatıyor. Bizler bir yiyeceği beğenmediğimizde tatsız tuzsuz diyoruz öyle değil mi? Biz bu dünyaya tad veriyoruz. Bu dünyayı olduğundan daha iyi bir yer haline getiriyor ve karanlıkta parlıyoruz.

– Tadımız Mesih’ten geliyor. Kendi başımıza dünyaya tad veremeyiz. Çünkü tadı olmayan diğer şeylerden farkımız yok.

Tuz olacaksınız, tuz olmalısınız demiyor. Dünyanın tuzusunuz diyor!!! Bak bu önemli…

Tuzun yararı şu ayettede çıkıyor aslında. Sözümüzün temiz, pak, yumuşatılmış olmasını ima ediyor.

Sözünüz tuzla terbiye edilmiş gibi her zaman lütufla dolu olsun. Böylece herkese nasıl karşılık vermek gerektiğini bileceksiniz. Kol 4:6

Tuz Tadını Yitirirse!

Siz hiç tadını yitirmiş tuzla karşılaştınız mı bilmiyorum, ama içindeki solyum klorid çok güçlü bir madde ve durup dururken tadını yitirmiyor. Ölü Denizin %29u tuz, fakat Ölü Deniz’de ki alçıtaşı oranından dolayı bozulma oranı Akdenize göre daha hızlı. Bir kaç yıl içerisinde tuz bozuluyor ve parlak beyaz bir kumdan farkı olmuyor. Kaldırılıp atılmaya mahkum kalıyor. Tuz gibi görünüyor, ancak hiç bir işe yaramıyor.

Eğer Mesih İnanlısı tuz değilse işte o zaman hiç bir işe yaramıyor demektir. Dünya’nın bize ihtiyacı var, biz bu dünyanın ümidiyiz. Bazen kendi hayatımıza dönüyoruz. Tuz tuzluğunu yitiriyor. İşine odaklı yaşam, zevklerine odaklı yaşam, bağlılıklara odaklı yaşam türlerini seçiyoruz.  Dünyanın tuzu olmak bu değildir.

Ferisiler’in dini duruşu tadını yitirmiş tuz gibi, bu dünyaya hiç bir şey vermiyorlar, kurallara takıntılılar ve insanlara karşı sürekli yargılayıcılar. Doğru öğretişi öğrendiler ama sonra kaldırılıp atılacak bir noktada buldular kendileriniz.

Nasıl Tuz Olabiliriz? 

Türkiye’de koca bir kazan yemek kaynıyor, ama bir tutam tuz var. Bizler kendimize verilen görevi yerine getirmeliyiz. Bu dünyanın tuzu olmalıyız.

Tanrı’nın sözünü korkmadan duyuruyor muyuz? İsa Mesih’in müjdesini sevinçle anlatıyor muyuz insanlar? Günahlı olan insan, tamamen bozulmuştu ve bunun için bir kurtarıcıya ihtiyacı var, kendi günahlarının cezasını ödeyemezsin. Kendi yüklerini kaldıramazsın, İsa Mesih’e ihtiyacın var diyor muyuz?

Önemli olan soru, tuz nerede?

Tuz tadını kaybetmese bile tuzlukta duruyorsa hiçbir anlamı yok. Bizler Tanrı’nın sözünü dünyaya duyurmalıyız, Mesih’teki yaşamı insanlara gösterebilmeli ve yaşamalıyız. Sadece bu dünyadakilere karşı değil ama birbirimize karşıda tuz olabilmeliyiz. Dünyanın tuzu olmak, Mesih Merkezli bir yaşamı seçmektir.

Bazen keşiş hayatını seçiyoruz, kiliseden uzak olup günahta yaşamamak mümkün değildir. Tanrı sözünü okumadan tuz olmak mümkün değildir.

Tuzu tuz yapan şeyler içindeki maddelerdir, ve bizler içimizde Kutsal Ruh’un olduğunu anımsayarak, korkusuzla bu dünyanın bozulmuşluğunu göstermeliyiz. Bizler saklı krallığın vatandaşlarıyız, bu dünyanın görmediği, görsede algılamadığı, bu dünyanın duymadığı duysada işitemediği…

Mesih’e gözlerimizi dikerek, İmanda bir tuz olarak, bozulmadan bu dünyaya tat vermeliyiz.

Tuzun tadını yitirmemesi için ne zaman harekete geçeceksin kardeşim? Tuz tuzlukta durmasın.