“Kuzu’ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı’dır. O’nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O’na sadık kalmış olanlardır.”

-(Vahiy 17:14)

Başka ülkelerdeki savaş haberleri televizyonlarımızda gözüküyor her akşam. Politik skandalları sürekli internet sitelerinde görüyoruz. Gazetelerde kötüye giden ekonomileri ya da salgın hastalıkları manşetlerde okuyoruz. İçinde bulunduğumuz bu düşmüş dünya korkutucu bir yer halini alabiliyor ve bu kötü haberlerin sonu yokmuş gibi geliyor.

Bu gibi haberler bizi hikmetli bir kralın yolunu gözlememize sebep oluyor değil mi? Tüm bu sorunların kökenine bakabilecek, düşmanı ortadan kaldırabilecek, ve her tür kötü durumdan bizi kurtarabilecek koruyabilecek birine ihtiyaç duyuyoruz. Kutsal Kitap bize böyle bir kraldan bahsediyor, İsa Mesih.

Kutsal Kitap’ta İsa Mesih’in kimliği ortaya çıktıkça ve yaptığı işleri izledikçe, onun yalnızca bir Peygamber ya da yalnızca bir Başkahin değil ama aynı zamanda bir Kral olduğunu görüyoruz. Yukardaki ayette de gördüğümüz üzere Mesih, “rablerin Rab’bi ve kralların Kralı’dır,” ve düşmanlarını ortadan kaldıracaktır (Vahiy 17:14). Düşmüş bir dünyada yaşayan bizlerin sürekli olarak hatırlaması gereken önemli bir gerçektir bu. Dünyaya, benliğe ve şeytana karşı olan savaşımızda sürekli bir mağlubiyet görüyoruz. Ama Müjdenin iyi haberi bize bu mağlubiyetlerin geçici olduğunu söylüyor, çünkü Mesih göklere yükseldi ve O’na her şeyin üzerinde olan ad bağışlandı (Elçilerin İşleri 2:33; Filipililer 2:5-11). Halkının her şeye gücü yeten yöneticisi O’dur, bizi son galibiyete çıkarmada mağlup edilemez. Hristiyan için umut asla yok olmaz, çünkü bizler son düşmanı ayağının altına alıncaya kadar yenilmeyecek olana hizmet ediyoruz (1. Korintliler 15:25), ve onlara galip gelecektir.

Mesih gerçektende halkının Kralıdır. Ancak otoritesi yalnızca kendisine hizmet eden kilisesi üzerinde değildir. Çünkü o “kralların Kralı’dır” (Vahiy 17:14). Ve tüm yönetimlerin üzerinde bir tahtta oturmaktadır, öyle ki herkes bir gün O’nun önünde diz çöksün. Bu krallığın müjdesini duyurmaya çağrılmış olanlar olarak (Matta 24:14), bizim işimiz Mesih’in şuandaki hükümranlığının gerçekliğini duyurmak ve her şeye egemen olan İsa’ya boyun eğmeye davet etmektir. Ve bir gün herkes diz çökecektir O’nun önünde, bazıları kendisine yeni bir yürek verildiği için isteyerek, bazıları ise sonsuz yargıya mağruz kalmadan önce zorla (Mezmur 2).

“Mesih krallık görevini, bizleri kendisine boyun eğdirerek, bizleri yönetip koruyarak, Kendisinin ve bizim bütün düşmanlarımızı zaptederek ve yenerek yapar,” (Westminster Kısa Kateşizmi 26). Bizim taştan yüreklerimizi değiştirerek O’nun krallığının istekli birer parçası kılar -düşmanlarına karşı galip geldiği için sonu gelmeyecek olan bu krallığın.

Coram Deo, Tanrı’nın Önünde Yaşam:

Tanrı’nın krallığı adaleti asla ihmal etmeyecek harika bir Kral tarafından yönetilen bir monarşidir. Bunu bilmek dünya üzerinde şuanda yüzleştiğimiz adaletsizlikler karşısında ayakta tutacaktır. Mesih tüm olan biteni görüyor ve son geldiğinde her şeyi yoluna koyacaktır. O bizi kendi krallığının elçileri olmamız için çağırıyor, adaletli hükmünü duyurabilmemiz için, ancak bugün O’na boyun eğerlerse O’nun krallığında esenliğin tadını çıkarabileceklerini duyurmak ve bu konuda uyarmak için.

-R.C. Sproul