Efesliler 6:5-9, Kerem Koç, APK, 15.Mayıs.2011

Giriş:
Günümüzde çalışma ahlakı ve beklentileri konusunda ciddi farklılıklar var. İşçiler daha az çalışmak, daha fazla tatil, daha fazla para isterlerken, işverenler daha fazla verim istiyor buna karşı daha az maaş vermek istiyorlar. Oysaki gözlerimizi daha 200 yıl öncesine çevirdiğimiz zaman durum bugüne göre çok farklı. Büyük bir sınıf farkı var. İlk çağlardaki Roma ve Grek dünyasıda buna çok benzer. Kölelik ve Efendilik ayrımı vardı. Efendiler, kölelerini istedikleri gibi kullanabilirdi. Kölelerini sadece bir işçi gibi çalıştırıp, onlara düzgün birer ücret ödeyen Efendiler olduğu gibi kölelerini bir hayvan ya da eşya gibi kullananda efendiler vardı.

Okuma: Efesliler 6:5-9

Efe 6:5 Ey köleler, dünyadaki efendilerinizin sözünü Mesih’in sözünü dinler gibi saygı ve korkuyla, saf yürekle dinleyin.
Efe 6:6  Bunu, yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünmek için yapmayın. Mesih’in kulları olarak Tanrı’nın isteğini candan yerine getirin.
Efe 6:7  İnsanlara değil, Rab’be hizmet eder gibi gönülden hizmet edin.
Efe 6:8  Çünkü ister köle ister özgür olsun, herkesin yaptığı her iyiliğin karşılığını Rab’den alacağını biliyorsunuz.
Efe 6:9  Ey efendiler, siz de kölelerinize aynı biçimde davranın. Artık onları tehdit etmeyin. Onların da sizin de Efendiniz’in göklerde olduğunu ve insanlar arasında ayrım yapmadığını biliyorsunuz.

Köleler (Douloi)
İlk çağ Roma’sı kölelerle doluydu. Roma’nın %20 si ile %35i arasında bir köle grubu vardı. Her işi yaparlar, mal varlığına sahip olabilirler, isterlerse efendilerinin yanından ayrılmazlardı. Az öncede bahsettiğimiz gibi kölelerin yaşam standartları efendilerinin arzularına göre belirlenirdi. İncilde adı geçen Vali Feliks’in eski bir köle olduğunu ve sonradan özgürlüğüne kavuştuğunu görüyoruz. Her ne kadar Kutsal Kitabın ahlaki duruşuna göre köleliğin doğru olmadığını söyleyebilsekte, Pavlus’un asıl amacının köleliğin doğruluğu ya da yanlışlığı ile ilgili olmadığını biliyoruz.

Dr. M. Boice bu pasaj hakkında şöyle diyor. “Pavlus’un kafasında olan şey kölelik değildi, Hristiyan iş ahlakıydı.”

Bazı sistemleri sevmiyoruz ancak uygulamak zorundayız. Örneğin bir çok kişi askerlik yapmak istemeyebilir, ancak bu sizin tercihiniz olmayacaktır. Devletin kuralları buna karşı gelir. Pavlus’un köleliği kaldırmak gibi bir gücü yoktu ve bu iş içinde çağrılmamıştı. Ruhsal şeylere daha fazla odaklanmıştı, tövbe, sonsuz yaşam vs. Hoş göremeyeceğimiz bir düzene karşı, nasıl davranmamız gerektiğini açıklıyor. Bizler bir efendiye satılmadık bu kültürde fakat, haftanın 50-60 saati birisini mutlu etmek adına çalışıyoruz. Artık kendi haklarımız var ancak hala birileri için çalışıyoruz. İş verenimizin arzularını gerçekleştirmezsek, işimizi kaybedebiliriz. Her ne kadar gönüllü çalışsakta bazen kölelerden bile az kazanabiliyoruz.

Fakat ne olursa olsun, bu bölümde Tanrı net bir şekilde Efendilerimize, ya da patronlarımıza bağlı olmamız gerektiğini söylüyor. Bunu yaparken göze hoş görünün şekilde değil, aksine Tanrı’nın isteğini yerine getirir gibi yapmamız gerektiğini söylüyor. Tanrı’ya çalışır gibi çalışmalıyız. Tanrı’ya hizmet eder gibi hizmet etmeliyiz. Tüm saf yüreğimizle çalışmamız gerektiğini görüyoruz. Arkalarından konuşmadan ama onları onurlandırarak. Ne durumda olursak olalım hemde. Düşünün bu insanlar köleydiler ve Tanrı bu şartlar altından onlara bağlı olmaları gerektiğini söylüyor. Elbetteki bu özgür olma fırsatı varken bunu tepmek değil, öyleki Kutsal Kitap özgür olma fırsatınız varsa bunu geri çevirmeyin diyor ancak gerçek özgürlüğün dünyasal kölelikte olmadığını vurguluyor.

1. Petrus 2:18
Ey hizmetkârlar, efendilerinizin yalnız iyi ve yumuşak huylu olanlarına değil, ters huylu olanlarına da tam bir saygıyla bağımlı olun.

Peki saf bir yürekle yaparken neye dikkat edeceğiz. İki şeye;

Korku:
Birincisi korku ile çalışacağız. Kutsal Kitap bazen Tanrı korkusundanda bahseder ancak korkunun iki yönü vardır aslında. Tir tir titremek, dehşete düşmek ya da şok içerisinde olmak ki bu bazen filmlerde yaşadığımız bir durumdur. İkinci ise sevgiden doğan bir bağımlılıkla korkmak, mesela babamızdan korkmak. Benim lisede bir öğretmenim vardı, adı Hamdi Şahin. Türkçe ya da Edebiyat öğretmenimdi. Bu adam tam bir akademikti ve ortaokul, lise yerine Oxfort’da retorik dersi vermesi gereken bir adamdı. Demekki o günlerde insanlara hitap etme işi arzularımdan bir tanesiydiki, onu ağzım açık dinlerdim. Zevkle ve sevgiyle. Diğer derslerde yaramaz bir öğrenci olmama rağmen, onun dersinde kuzuydum. Zaten Hamdi hocayla konuşan diğer öğretmenlerde şaşırmışlar bu duruma. “Nasıl olur, aynı Kerem’den mi bahsediyorsunuz” diye. Onun dersinin olduğu günlerde büyük bir heyecan duyardım. İşin ilginci edebiyat ya da türkçeye özel bir ilgimde yoktu. Sadece bu adamı çok seviyordum, çok ciddi bir kişiliğide olduğu için ondan çok çekinirdim. Ancak ondan çekinme, korkma nedenim aslında bana zayıf vermesi falan değildi. Benim kötü biri genç olduğumu düşünmesinden korkuyordum, duruşumla onun saygısını ve sevgisini kazanmak istiyordum.

Grekçede “Phobos” kelimesi kullanılıyor. Dilimizdeki Fobi kelimesi buradan gelir. Bazı kişilerden korkma nedenimiz aslında saygımızdan gelir. Tanrı’dan korkma nedenimiz bizi cezalandırmasından değildir, ona beslediğimiz sevgidendir.

İşte bizlerde bu şekilde patronlarımızdan korkmalıyız. Bazılarınız benimle birşeyleri paylaşmaktan çekiniyor. Bu size zarar vereceğimden kaynaklanmıyor öyle değil mi? Saygımı kaybetme düşüncesinden kaynaklanıyor.

Saygı:
İkincisi ise saygı, kişilere sadece oldukları mevki ve güçten dolayı verilen bir onur değildir. Aynı zamanda Tanrı’nın benzeyişinde oldukları içinde verilmelidir. Patronlarımız bizlerin üzerine atanmış liderlerdir ve her durumda saygıyı hakederler. Tanrı onlara karşı aynı Tanrı’ya saygı duyuyormuş gibi saygı duymamız gerektiğini söyler.

İki örnekte bağlılık ile ilgilidir.
Kölenin efendisine gösterdiği iyi niyet Rab’bine duyduğu sevginin ifadesidir. Efendi, kölenin iyi niyetinin ve doğru hareketinin Tanrı’yı yüceltmek için olduğunu fark edemez. Her şeyi Mesih için yapmayı öğrendiğimizde aslında köle olmaktan kurtulmuş oluruz. Rab yolunda yaparız ve boşa gitmez, ayrıca Tanrı’yı hoşnut eder.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, her zaman söz dinlediğiniz gibi, yalnız ben aranızdayken değil, ama özellikle aranızda olmadığım şu anda da kurtuluşunuzu saygı ve korkuyla etkin kılın. Filipililer 2:12

Efendiler (Kurioi)
Pavlus, Efendilere kölelerinizi azat edin demiyor. Muhtemelen zaten birçoğu bunu yapmıştı. Fakat yinede bu zaman alan bir durum olmalıdır. Fakat onlara kölelerinizi tehdit etmeyin, onların size davrandığı gibi saygılı olun diyor.

Sahip/İşveren düşüncelerini müjde uyumlu olarak değiştirmelidir. Efendi kendini alçakgönüllü kılmalıdır. Tehdit değil teşvik ile davranmalıdır.

Gerçek Efendi
Doktrin derslerimizde hizmetten bahsettik, şimdi ise iş ahlakından bahsediyoruz. Rabbin önünde Efendi’de Köle’de eşittir. Bizim için önemli olan şey yaptığımız herşeyi Rabbi onurlandıran şekilde yapmaktır.

Herkesi özgür yapan şey, efendi yada köle olmaları değildi. Mesih’te ki kurtuluşa bakmaları onları özgür kıldı. Öyleki herşeyin gerçek efendisi odur. Ayetlere baktığımızda patronlarımızdan bahsederken, bedendeki efendileriniz diyor, oysa İsa Mesih’e herşeyin efendisi, ya da göklerin efendisi deniliyor. Çünkü sadece o herşeyin üzerindedir.

Kardeşler ne kadar harika bir efendimiz olduğunu unutmayın.
Kurioi Kurion. Efendilerin Efendisi…

Son Not: Kime hizmet ederseniz, Rabbe hizmet eder gibi çalışın.

Koloseliler 3:22-25
Ey köleler, dünyadaki efendilerinizin her sözünü dinleyin. Bunu, yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünen hizmetle değil, saf yürekle, Rab korkusuyla yapın. Rabden miras ödülünü alacağınızı bilerek, her ne yaparsanız, insanlar için değil, Rab için yapar gibi candan yapın. Rab Mesihe kulluk ediyorsunuz. Haksızlık eden ettiği haksızlığın karşılığını alacak, hiçbir ayrım yapılmayacaktır.