Küçük bir Kutsal Kitap çalışma grubu kilise midir? Roma Katolik Kilisesi bir kilise midir? Günümüzde bir çok kişinin kilisenin ne olduğu konusunda kafası karışmış durumda. Kendisine kilise diyen bir şeyin gerçekten kilise olup olmadığını nasıl biliriz?

Hristiyanlar geçmişte bunun hakkında düşündüler. Ve “kilisenin işaretleri” diye doğru ve gerçek Hristiyan kilisesinin karakteristik özelliklerini tanımlayan bir fikir geliştirdiler. Protestan Reformcular bunu iki noktada özetlediler; Tanrı Sözü’nün doğru bir biçimde vaaz edilmesi ile vaftiz ve Rab’bin Sofrası’nın doğru bir biçimde uygulanması. Her biri üzerine biraz inceleme yapalım.

Hristiyan vaazı Tanrı Sözü’nün ilan edilip açıklanmasıdır. Eğer bu yazıyı bir Hristiyan olarak okuyorsanız bunun sebebi bir gün, bir vakit birinin size Tanrı Sözü’nü getirmiş olmasıdır. Bir kitap aracılığıyla ya da bir diyalog ile olmuş olabilir, ya da Pazar günü kilisede duymuşsunuzdur. Bir çoğumuz için bu vaaz aracılığıyla olmuştur (Yasa’nın Tekrarı 33:10).

Tanrı Sözü, Tanrı’nın her zaman yaşam getirme biçimi olmuştur. Romalılar 10:17’de şu sözleri okuruz; “iman, haberi duymakla, duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur.” Elçilerin İşleri kitabında elçilerin, o dönemin dünyasına Söz’ü duyurarak, vaaz ederek yayıldıklarını okuruz. Ve kilise kurulduğunda, bu topluluklardaki önderlerin düzenli biçimde Tanrı Sözü’nü öğrettiklerinden emin olduklarını görürüz (bkz. Titus 1).

Hiç Tanrı’nın Ruhu’nun sizi Tanrı Sözü aracılığıyla yönlendirdiğini, teşvik ettiğini, size öğrettiğini tattınız mı? Hiç Pazar günü kiliseye ruhsal olmayan bir biçimde hatta Tanrı’ya karşı soğuk olarak geldiğinizde Tanrı Söz’ünün vaiz tarafından okunup, açıklanıp size ulaştırıldığında dikkatinizin celbedildiğini hissettiniz mi? Ruhsal dikkatiniz cezbedilmiş oluyor. Vaiz Tanrı’nın karakterinden, bir günahtan, ya da hizmet etme fırsatından bahsettiğinde adeta Tanrı’nın kendisi size sesleniyor gibi oluyor. Ve kesinlikle öyledir de! Tanrı bunu, kendi çocukları Tanrı Sözü’nün vaaz edilmesiyle beslensinler diye sağlamıştır bizlere. Hatta kilisenin en temel işlevinden biri de budur.

Ama vaaz etmek Hristiyan kilisesinin tek yaptığı iş değildir. İsa Mesih takipçilerine görseller aracılığıyla biz günahkarların ihtiyacı için lütfundan kaynaklanan semboller sağlayarak bunların uygulanmasını sağlamıştır. Kilisenin uygulaması emredilen iki eylem vardır: vaftiz ve Rab’bin Sofrası. İlki Tanrı halkına ait olmanın simgesidir; ikincisi ise Tanrı halkına ait oluşun devam eden bir simgesidir.

Vaftiz bir kere gerçekleşen ve Tanrı halkına ait oluşu gösteren bir simgedir. Vaftiz konusundaki farklılık her ne olursa olsun -Hristiyanların çocuklarının vaftiz edilip edilmemesi konusu- tüm Kutsal Kitap’a inanan Hristiyanlar vaftizin, Tanrı’nın vaftiz olan kişinin hayatında lütfuyla etkin olduğunu gösteren bir uygulama olduğunu bilir. Matta 28’de İsa’nın elçilerine olan emri sonrasında Romalılar 6:3-4’te de gördüğümüz üzere o kilisedeki herkes vaftiz olmuştur, gördüğümüz üzere bütün doğru Hristiyan kiliselerinde vaftiz öğretilir ve uygulanır.

Burada bir an için durup bir noktayı netleştirmemiz gerekir, fiziksel olarak yapılan vaftiz yeniden doğma için gerekli değildir. Bir gün öğle yemeğinde bir arkadaşımla beraberken ona bir kişinin nasıl Hristiyan olabileceğini sordum, “vaftiz olması gerekir,” dedi. Bu cevabı severdim ama müjdeyi yanlış anlamadığından emin olmak istedim. Vaftiz olunmalı, özellikle vaftiz olunması gerektiği öğretilmişse ve bu reddediliyorsa ciddi bir problem var demektir. Ancak biz sadece iman aracılığıyla, yalnızca Mesih’te kurtulduk, vaftiz aracılığıyla değil.

Rab’bin Sofrası ise Tanrı halkının bir parçası olmanın devamlı bir simgesidir. Rab’bin sofrasının nasıl alınması gerektiği gibi sorular -yerimizde oturarak mı, diz çökerek mi, ayakta mı,- önemli değildir. En önemlisi Rab’bin sofrasının anlamıdır, -anmak için (1. Korintliler 11:24-25) ve ilan etmek için (ayet 26) ve buna paydaş olanların müjdede bir olmaları içindir. Pavlus Korint kilisesine bir uyarı mektubu yazmış ve tövbe etmeyen günahkarların da bu sofradan aldığını ancak bunun böyle olmaması gerektiği konusunda onları uyarmıştır.

Rab’bin Sofrasından almak böylesine tövbe etmeyen günahkarları kurtarmaz. Rab’bin Sofrası’nın günahkarlar için olduğu doğrudur ancak bu grup içerisinde bile tövbe eden günahkarlar içindir. Vaftizde olduğu gibi Rab’bin Sofrası da, düzgün uygulandığında Tanrı’nın bize sadakatini gösteriyor. Ayrıca bizim buna paydaş olmamızda açık bir şekilde Tanrı’nın Mesih’teki lütfuna paydaş olduğumuzu ilan eden bir unsur haline geliyor.

Kilise tüm bunu Mesih’e itaatinden ötürü yapmaktadır. Kilisede doğru bir şekilde Rab’bin Sözü’nün vaaz edilip, vaftiz ve Rab’bin Sofrası’nın doğru bir şekilde uygulanması o kilisenin doğru ve gerçek bir kilise olduğunun işareti demektir.

-Mark Dever