Müjdeleri okudukça İsa’nın sözlerinin ve yaptıklarının nihayetinde O’nun kimliği ve Tanrı’nın planındaki yeri konusunda kaçınılmaz bir sonuca varmaya yöneliriz. Bir çok kimse O’nun son ve en büyük peygamber olduğunu düşündü (Yuhanna 7:40). Bazıları ise O’nun Vaftizci Yahya’nın ikinci gelişi olduğunu düşündüler (Matta 16:13-14). Ama buna rağmen bazıları O’nun Mesih olduğuna ikna olmuştu (Yuhanna 7:41). Bu farklı görüşlere sahip olan insanlar birbirleriyle pek iyi geçinemiyorlardı. Hatta bir defasında Yahudilerin önemli bir bayramı olan Çardak Bayramına, varlığı tartışma yaratmasın diye gizlice gitmişti. Hatta o zaman bile farkedilmişti ve hatta tutuklanacaktı ama bir şekilde kaçmıştı çünkü ölümünün ve dirilişinin “saati henüz gelmemişti.” Tutuklama çabalarının ardından İsa tekrar Ferisilere öğretmeye başlamıştı; “Ben dünyanın ışığıyım,” diyordu (Yuhanna 8:12).

Kutsal Yazılar’ın ışıktan bahsettiğinde Yaratıcımızdan bahsettiğini bilince, ışık benzetmesinin önemini daha iyi anlıyoruz. Mesela 1. Yuhanna 1:5, Tanrı’nın yüceliği ve ahlaki paklığından bahsederken, “Tanrı ışıktır, O’nda hiç karanlık yoktur,” diyor. Bu yüzden Rab’bimiz İsa’nın kendisi hakkında bu dünyanın ışığı olduğunu söylemesi kendisinin Tanrı’yla eşit olduğunu anlattığı bir noktadır. Başka bölümlerde de İsa’nın ilahi kimliğini anlatmak için ışık benzetmesi kullanıldığını görürüz. Yuhanna 1:1-5’te, İsa’nın beden almış ve karanlıkta parlayan biri olarak anlatıldığını görürüz. Markos 9:2-8’de İsa’nın görünümünün değişimi anlatılırken ilahi doğasının ışığı insan doğasında hayal edilebilecek en güçlü ışık biçiminde gözüktüğü, parladığı anlatılıyor.

Başka bir açıdan, Kutsal Yazılar karanlığı ruhsal körlüğü tanımlamak için kullanıyor (Mezmur 107:10-11; Yuhanna 3:19). Sonuç olarak, İsa, O’nu takip edenlerin karanlıkta yürümeyeceğini söylüyor, kendisini bize, Tanrı’nın gerçeğini görebileceğimiz tek ışık olarak sunuyor. Tanrı’nın Mesih İsa’da olan yüceliği günahın ve ölümün karanlığını alt eder (Yuhanna 1:5). Bazısı bu ışığı memnuniyetle kabul eder. Bazıları ise İsa’yı Dünya’nın Işığı olarak görür ama yine de O’nu reddeder. O’nu takip etmeyip, kendi otorilerini ve güçlerini tercih ederler. Ferisiler ruhsal olarak kör kalan bir gruptu, Musa’nın yasasında Mesih’i tanımlayan unsurları bile bile reddettiler (Yuhanna 8:12-30). Sonsuz ölüm, bu reddedişte ısrar eden herkes için bekleyen sonuçtur.

Tanrı’nın Önünde Yaşamak: İçinde yaşadığımız bu çağda ruhsal körlüğümüzü aydınlatabilecek bir çok ışık olduğunu iddia edenler vardır. Doğu dinleri genellikle Buda’dan ya da diğer saygı duydukları kimselerden dolayı aydınlandıklarını iddia ederler. Ancak İsa, bizi Yaratıcımıza döndürebilecek yolu aydınlatan tek ışıktır. Dünyanın ışığından başka hiç bir ışığa güvenmeye yeltenemeyiz. Eğer O’na güvenirsek ve inanırsak, kurtuluşumuz için gerekli olan ışığın tamamına sahip olabiliriz.

-R.C. Sproul