Biliyoruz ki, barındığımız bu dünyasal çadır yıkılırsa, göklerde Tanrı’nın bize sağladığı bir konut –elle yapılmamış, sonsuza dek kalacak bir evimiz– vardır. Şimdiyse göksel evimizi giyinmeyi özleyerek inliyoruz. Onu giyinirsek çıplak kalmayız. Dünyasal çadırda yaşayan bizler ağır bir yük altında inliyoruz. Asıl istediğimiz soyunmak değil, giyinmektir. Öyle ki, ölümlü olan, yaşam tarafından yutulsun. Bizleri tam bu amaç için hazırlamış ve güvence olarak bize Ruh’u vermiş olan Tanrı’dır. Bu nedenle her zaman cesaretimiz vardır. Şunu biliyoruz ki, bu bedende yaşadıkça Rab’den uzaktayız. Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşarız. Cesaretimiz vardır diyorum ve bedenden uzakta, Rab’bin yanında olmayı yeğleriz. Bunun için, ister bedende yaşayalım ister bedenden uzak olalım, amacımız Rab’bi hoşnut etmektir. Çünkü bedende yaşarken gerek iyi gerek kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için hepimiz Mesih’in yargı kürsüsü önüne çıkmak zorundayız. 2. Korintliler 5:1-10

Çadırcı Pavlus, 2. Korintliler Mektubunda bedenlerimizi bir çadıra benzeterek, göklerde çok daha bir yapıya sahip olacağımızı söylüyor. Bu seferkinin güvensiz, basit yapılmış ve sıkıntılarla boğuşan bir çadır olmayacağını, fakat güçlü bir mesken, bir ev olacağını anlatıyor. Daha bir kaç hafta önce vaaz ettiğimiz bu pasaj aslında bizlere, o evi heyecan, gayret ve cesaretle beklememiz gerektiğini açıklıyor.

Yani aslında bu hayatta olmayacağımız bir zaman diliminden bahsediyor. Ölümümüzün sonrasına geçiyor Pavlus… Peki gerçekten (Pavlus’un ima ettiği gibi) öleceğimiz günü heyecanla bekliyor muyuz? Eğer gelecek şeylerin var olanlardan çok daha harika olacağına güvenimiz varsa, şüphesiz heyecanla bekliyoruz demektir. Ancak hayatında hiç ev görmemiş bir göçmen misalidir aslında bizimkisi, elinde olan çadırın çok güzel olduğunu düşünerek, görünmeyen şehrin yolunu tutmaktır. Çünkü evin nasıl bir yapı olduğunu bilmezse kişi, şüphesiz çadır tatlı gelir ona. Böylelikle geçici olan şeyleri kalıcı sayar ve kalıcı olana güvenmez. Ancak çadır geçici, evlerimiz ise kalıcıdır. 

Bugün benim doğum günüm kardeşler ve bugün aldığım hediyeleri çok beğendim. Ancak 31 yaşıma girdiğim bu sabah size bu yazıyı yazmaya karar verdim. Çünkü… Var olanlar, vaat edilenlerin gölgesi bile olamazlar. Sıkıntlıların hüküm sürdüğü bu beden gelip geçecek, yerine sıkıntılardan yoksun, sonsuza dek kalıcı ve günahın hiçbir etkisinin olmayacağı bir beden verilecek. Bu bizin için büyük bir umuttur. Ve unutmayalım ki vaat eden Tanrı güvenilirdir. Rab Tanrı, İsa Mesih’i ölümden diriltmekle bizi yaşayan bir umuda, çürümez, lekesiz, solmaz bir mirasa kavuşturdu. Kardeşler bu günler geçip, yaş günlerimizi saymayı bırakacağımız günler geldiğinde, göklerde bizim için saklı olan yenilenmiş bedenimiz ve göksel Yeruşalim’e kavuşacağız. Ne sevinçli bir gün olacak o, en güzel doğum günümüzü unutturacak cinsten hemde… O günü sevinç ve cesaretle bekleyelim kardeşlerim.