Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı.
İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.
Adı yaşam kitabına yazılmamış
olanlar ateş gölüne atıldı.

VAHİY 20:14–15


İnsan doğası hakkındaki aşırı iyimserliğe, Tanrı’ya ilişkin sığ anlayışa ve kişisel ahlâkın gerçekten önemli olup olmadığına dair şüpheciliğe sahip olan, diğer bir ifadeyle vicdani çürüme yaşayan modern Batı kültürünün duygulara hitap eden sekülerizmi, Hristiyanların cehennem gerçeğini ciddiye almasını zorlaştırmaktadır. Kutsal Yazılar’da cehenneme ilişkin vahiy, Tanrı’nın kutsallığı ile insanın ve Şeytan’ın günahlılığı konusunda çoğumuzun sahip olmadığı derin bir anlayış gerektirmektedir. Ne var ki, cehennem doktrini Yeni Antlaşma’da Hristiyan inancının bir temeli olarak karşımıza çıkar ve cehennemi, İsa ve elçilerin anladığı şekilde anlamaya çalışmamız gerekir.

Yeni Antlaşma, cehennemi -İsa’nın söylediği biçimiyle gehenna (Grekçe: γέεννα , ateş yeri; Matta 5:22; 18:9) Son Yargı sonucunda (Matta 25:41–46; Vahiy 20:11–15) ebedi cezaya gönderilenlerin son ikametgâhı olarak tarif eder. Cehennem sonsuz ateş ve koyu karanlık (Yahuda 7,13), ağlayış ve diş gıcırtısı (Matta 8:12; 13:42,50; 22:13; 24:51; 25:30), mahvoluş (2. Selanikliler 1:7–9; 2. Petrus 3:7; 1. Selanikliler 5:3), ve işkence (Vahiy 20:10; Luka 16:23), diğer bir ifadeyle tam bir sıkıntı ve sefalet yeri olarak görülür. Eğer bu kavramlar sanıldığı üzere birebir anlamları yerine simgesel anlam taşıyorsa (ateş ve karanlık ebedi bakımdan hariç tutulabilir), hayal gücümüzün ötesindeki gerçekliğin korkunçluk bakımından bu simgeleri aştığından emin olabiliriz.

Cehennem hakkındaki Yeni Antlaşma öğretisi, dehşete düşmemize ve korkudan donup kalmamıza neden olur ve nasıl ki, cennet hayal edebileceğimizden çok daha güzelse, cehennemin de kavrayabileceğimizden çok daha berbat bir yer olduğuna bizi temin eder. Bunlar, şimdiden gerçekçi bir yaklaşımla yüzleşmemizi gerektiren ebediyetle ilgili konulardır.

Cehennem olgusu Tanrı’yla olumsuz bir ilişkiyle bağlantılı olup O’nun yokluğundan daha çok, gazap ve hoşnutsuzlukla nitelenen varlığını deneyim etmektir. Tanrı’nın öfkesiyle yakıp yok eden bir ateş olarak yüzleşmek (İbraniler 12:29), O’na karşı koymanın ve nefret ettiği günahlara yapışmanın karşılığında adil yargısına hedef olmak ve değerli, hoş olan ne varsa bunların hepsinden yoksun kalmak cehennem deneyimini niteleyecektir (Romalılar 2:6,8–9,12). Cehennem kavramı, imanlıların lütuf yoluyla ve tüm insanlığın şefkatli sağlayışlarıyla tanıdığı Tanrı’nın iyiliğiyle ilgili her unsurun reddedilmesiyle sistemli olarak biçimlenmiştir (Elçilerin İşleri 14:16–17; Mezmur 104:10–30; Romalılar 2:4). Yukarıda söylendiği gibi gerçeklik kavramın kendisinden daha korkunç olacaktır; hiç kimse cehennemin ne kadar kötü olacağını hayal edemez.

Kutsal Yazılar cehennemi ebedi bir olgu olarak tanımlar (Yahuda 13; Vahiy 20:10). Ölümden sonra “ikinci bir şans” verileceğine ya da bir aşamaya gelince tanrısızların yok edileceğine ilişkin söylentilerin Kutsal Yazılar’da karşılığı yoktur.

Kutsal Yazılar cehennemin kişilerce seçildiğini söyler; yani cehennemdekiler karanlığı ışıktan daha çok severek, Yaratıcıları’nı Rab olarak kabul etmeyerek, günaha düşkünlüğü kendini inkârın getirdiği doğruluğa tercih ederek ve (eğer Müjde’yi işitirlerse) İsa’ya gelmek yerine O’nu reddederek kendi kendilerini mâhkum ettiklerini fark ederler (Yuhanna 3:18–21; Romalılar 1:18,24,26,28,32; 2:8; 2. Selanikliler 2:9–11). Genel vahiy tüm insanlığı bu konuyla yüzleştirir ve bu açıdan bakıldığında cehennem, insanların seçimine Tanrı’nın gösterdiği saygı olarak görünür. Herkes fiilen seçtiği neyse ona kavuşmaktadır; ya Tanrı’ya tapınarak sonsuza dek O’nunla birlikte olmaya ya da kendilerine taparak sonsuza dek Tanrı’dan uzak kalmaya. Cehennemdekiler, sadece yaptıkları şeyler yüzünden cehennemi hak ettiklerini değil, aynı zamanda bunu kendi istekleriyle seçtiklerini bileceklerdir.

Cehennem hakkındaki Kutsal Kitap öğretisinin amacı, Mesih’in bizi cehennemden kurtaran lütfunu takdir etmemizi, minnetle benimsememizi ve akılcı davranarak tercih etmemizi sağlamaktır (Matta 5:29–30; 13:48–50). Tanrı’nın Kutsal Yazılar’da cehennem hakkında gayet açık konuşması insanlığa gösterdiği gerçek bir merhamettir. Artık uyarılmadığımızı söyleyemeyiz.