Yuhanna 5.39, “Kutsal Yazılar’ı araştırıyorsunuz.” Sadukiler, Kutsal Rabbimize “… Buna göre diriliş günü kadın bu yedi kardeşten hangisinin karısı olacak? Çünkü hepsi de onunla evlendi.” diye sorduklarında şu yanıtı aldılar, “siz Kutsal Yazılar’ı ve Tanrı’nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz.” ( Matta 22.28-29). Mesih’in kilisesi içinde doğan ve yayılan tüm yanılgıların kaynağına baktığımızda, büyük ölçüde aynı şeyi görürüz, Tanrı Sözü’nü bilmemek.

Sonsuz Tanrı olan Kutsal Rabbimiz, insan olarak yeryüzünde yaşarken, Kutsal Yazılar’ı kendisi için değişmez bir kural ve rehber yapmıştı. Bir Kutsal Yasa uzmanı kendisine en büyük buyruğun ne olduğunu sorduğunda, onu Kutsal Kitap’a yönlendirdi, “Kutsal Yasa’da ne yazılmıştır?” ( Luka 10:25). Şeytan tarafından denenmek üzere Ruh tarafından yönlendirilen İsa, şeytanın tüm saldırılarını “…diye yazılmıştır” cevabı ile püskürttü. Bazı kişiler, “Harekete geçme kuralımız, Tanrı Sözü’nden gelen Ruh değil sadece Ruh olmalıdır” diyerek kendi düşünceleri ile gerçekleri tamamen yalanlıyorlar. Eğer sadece Ruh ile olsaydı, Kurtarıcımız İsa Mesih,insanları yazılı olan Tanrı Sözü’ne sürekli olarak yönlendirme gereği duymazdı.

Mesih’ten sonra kaç nüsha ortaya çıktı? Tanrı Sözü’nü hiçe sayan,sözde kutsal vahiyler sallayan ve modası geçmiş bir kitap gibi sadece cahil kesime hitap eden ne kadar kitap var?

Bu kitaplar, Kutsal Yazılar’ın ne olduğunu bilmeyerek büyük yanılgıya düşüyor. Bu yüzden,

İLK OLARAK, Kutsal Yazılar’ı araştırmanın herkesin görevi olduğunu göstereceğim.

İKİNCİ OLARAK, Kutsal Yazılar’ı kazançla araştırmanız için birkaç yöntem sunacağım.

VE ÜÇÜNCÜ OLARAK, Kutsal Yazılar’ı araştırmanın herkesin görevi olduğunu göstereceğim.

Kutsal Yazılar aracılığıyla, yasayı, peygamberleri ve tüm Kutsal Kitap tarihini anlatan ve Kutsal Kitap adında birleştirilen kitabı anlayabiliyorum.

Bu kitabın bölümleri kesin olarak Kutsal Yazıları oluşturuyor. Bir anlamda “Gerçek Kutsal Yazılar”dır. Başka hiçbir kitap gerçek Kutsal Yazı ünvanını hak etmiyor.

Kutsal Yazılar, bir kişiye ait bir yorum, yetki veya icat değildir. Eski zamanlarda yaşayan ve Kutsal Ruh tarafından yönlendirilen kişiler tarafından yazılmıştır.

Tanrı’nın Kendisi’ni insana açıklamasının nedeni, Adem’le günaha düşüşümüz ve Mesih İsa’daki yeniden doğuşumuzun gerekli olmasıydı. Eğer bakmamız gerektiği gibi Kutsal Yazılar’a bakarsak, Kutsal Yazılar’ın özü ve özetinin, Alfa ve Omega’nın, başlangıcın ve sonun bizi bu iki büyük gerçeğin bilgisine yönlendirdiğini görürüz.

Tüm tehditler, vaatler, kurallar, ikazlar, öğretişler, Yahudi yasaları adı altında tayin edilen tüm tapınma düzenleri, törenler ve kurbanlar Kutsal Yazılar’da mevcuttur. Kutsal Yazılar’ın hemen hemen tüm bölümleri, Adem ile birlikte hepimizin düştüğünü kabul ediyor ve bir Aracı’nın geleceğini işaret ediyor veya O’nun beden aldığından bahsediyor.

Eğer insan suç işlemeden devam edebilseydi, dışardan bir vahiyin gelmesine ihtiyaç duymayacaktı çünkü Tanrı’nın Yasası insanın yüreğine derinden yazılmıştı. Yasaklanan meyveyi yemesiyle, Tanrı’nın öfkesiyle karşılaştı ve yüce görünümünü kaybetti. Dolayısıyla dışarıdan bir vahiy gelmediği sürece Tanrı’nın onunla nasıl barıştığını ve kendi yenik doğasının karanlığından ve perişanlığından nasıl kurtulabileceğini anlayamaz ve açıklayamaz hale geldi.

Bu gerçekler de öyledir. Sizi kitaplara değil kendi yüreğinize yönlendirmek istiyorum.

Eğer bizler günaha düşmüş yaratıklar değil isek, yüreğimizde her gün ürettiğimiz bu iğrenç kirlilik nereden geliyor? Bu kirlilikleri bizi Yaratan’nın ellerine götüremezdik. Çünkü iyi olan Rabbimiz bu konuda kendisi olmaktan, kutsal, adil ve iyi olmaktan başka bir şey yapamazdı. Doğamızdaki bu karmaşıklıklardan kurtulmak istediğimiz kesindir çünkü kendimiz gibi olmaya oldukça isteksiziz ve kendimizi aldatıp başkalarına olduğumuzdan farklı bir yapı ve tabiata sahip bir aklımız varmış gibi göstermeye çalışıyoruz.

Kendisinin doğal olarak, Tanrı’nın paklığına, kutsallığına ve hoş görüsüne karşı gelen gurura, öfkeye, kine ve diğer şehvetlere sahip olduğunu keşfedemese de Tanrı’nın yüce vahiyine karşı gelen ve benim ondan çok şey öğrendiğim birisinin deneyimine başvuracağım. Bu onun şu ya da bu yolla Tanrı’dan ayrı düştüğünün bir göstergesi değil midir? Aynı zamanda, bu adamın, yüreğine acı veren bu şehvetlere sahip olduğunu keşfetmesine rağmen sevimli, ince, kibar ve nazik (dost canlısı, iyi birisi, geçinilmesi kolay) birisi gibi gözükmeye çalışmadığını söylemek istiyorum. Bu da onun perişan durumundan kurtulmak istediğinin açık bir kanıtı değil midir?

Tam bu sırada, Tanrı, Kendi Sözü aracılığıyla, adım atıyor ve Kutsal Yazılar’da yüce sevgisini ve sonsuz iyiliğini bu adama gösteriyor. Ancak böylesine kirli ve günahkar düşüncelere sahip olan ve Tanrı’nın beden aldığını reddeden kişiler bu gerçeğe karşı gözlerini kapatabilir.

Tanrı, yazılı olan Sözünde, duyup şikayet ettiğiniz körlüğe, karanlığa ve sefilliğe nasıl düştüğünüzü size göstermekten daha fazla veya azını mı yapıyor? Aynı zamanda, Tanrı size aradığınız yolu, hatta O’nun sevgisi olan Oğluna iman edip O’nun ardından giderek kurtulabileceğinizi, size gösteriyor.

Daha önce de söylediğim gibi, tekrar söylüyorum, bu iki gerçek tamamıyla vahiye dayanır. Bu vahiy bize, başka bir bitişi göstermek için değil, bizim perişan durumumuzu ve mutluluğumuzu, düşüşümüzü ve ayağa kalkışımızı veya tek cümleyle Adem ile nasıl öldüğümüzü ve Mesih’te nasıl yaşama kavuştuğumuzu göstermek için verilmiştir.

Buradan da, Kutsal Yazılar’ı araştırmanın gerekliliği ortaya çıkıyor: Kutsal Yazılar, bizim için büyük bir kurtuluş kaynağı, Tanrı ile insan arasında Mesih’te yapılan antlaşmanın gözler önüne serilmesi ve bizi esenlik yoluna yönlendiren bir ışıktır. Herkes Kutsal Yazıları okumak zorundadır çünkü, herkes aynı şekilde Tanrı’dan ayrı düşmüştür ve herkes Tanrı ile yeniden ilişki kurması ve birlikte olması gerektiğinin farkında olmadan yaşamaktadır.

Hala daha, yüce vahyin gerçekliğini kanıtlamak için, gökyüzünde belirtiler bekleyen veya dışa yönelik bir delil arayan bu neslin inançsızlarıyla tartışmaya girmek ne kadar aptalca olur. Oysa, yürekten aradıkları bu şey zaten onlarla birlikte değil mi? Bırakın yüreklerine danışsınlar, ne istediklerini hissetmemeleri mümkün değil. Bırakın Tanrı’nın diri kahinlerine danışsınlar, onların tüm istekleri için gözler önüne serilen çareyi görmemeleri, yazılı olan Sözün onların yüreklerinin istek ve arzularına, görüntünün suda yansıması gibi tamamen yanıt vereceğini görmemeleri mümkün değildir. Katipler nerede, bilgeler nerede, bu dünyanın tartışmacılarının ileri sürdükleri mantık nerede? Tanrı, yüreklerinin arzuladıkları kadar açık bir şekilde Kendisini onlara göstermedi mi? Hala daha bir işaret bekliyorlar: Ancak onlara başka belirti verilmeyecek. Tüm isteklerini karşılayan bir vahiye inanmıyorlarsa, ölümden dirilen birisini görseler bile ikna olmazlar.

Fakat bu vaaz inanmayanlardan çok, Kutsal Yazılar’ın Tanrı’dan gelen vahyi içerdiğini ve Kutsal Yazılar’ı okumanın ve de araştırmanın büyük bir topluluğun olduğu gibi kendilerinin de görevleri olduğunu bilen ve buna inanan kişiler için hazırlanmıştır.

Şimdi ise İKİNCİ maddeye geçiyorum, Kutsal Yazıları kazançlı bir şekilde araştırmak için bazı yöntemler sunacağım.

İLK OLARAK, daima Kutsal Yazıların bize sonunda İsa Mesih ile gelen kurtuluş yolunu göstereceğini düşünün.

Kutsal Rabbimiz şöyle diyor, “Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz … Bana tanıklık eden de bu yazılardır!.” (Yuhanna 5:39). Bu yüzden Kutsal Yazılar’da daima Mesih’i araştırın. Mesih, hem eski hem de Yeni Antlaşma’da toprağa saklanmış bir definedir. Eski Antlaşma’da Mesih’i, peygamberliklerde, yazılarda, kurbanlarda ve gizli yerlerde bulacaksınız. Yeni Antlaşma’da ise, Mesih, beden almış, günahlarımızı bağışlayan bir çoban ve Göksel Babasının tüm isteğini açıklayan bir peygamber olarak karşımıza çıkıyor.

Tanrı Sözünü okurken sürekli olarak Mesih’i göz önünde bulundurun. Bu, aynı doğudaki yıldız gibi sizi Mesih’e götürecek, gizli olan her şeyin anahtarı gibi size hizmet edip Tanrı’nın Egemenliği’nin tüm gizemlerine ait bilgelik ve zenginliği size açacaktır.

İKİNCİ OLARAK, Kutsal Yazılar’ı, çocuklara özgü bir alçakgönüllülükle araştırın.

Bu tavırla Kutsal Yazılar’ı okumayan hiç kimse bu Yazılar’ın içerdiği bilgeliğe asla varamaz. Çünkü Tanrı, bu gerçekleri kendilerini akıllı ve bilge görenlerden saklar ve bilmesi gerektiğini bilmediğini düşünen, doğruluğa acıkıp susayan ve büyümek için alçakgönüllülükle Tanrı Sözü’nün katıksız sütüyle beslenmeyi arzu edenlere ve Mesih’te bebek olanlara açıklar.

Kutsal Yazılar’ı araştırırken, özellikle de Yeni Antlaşma’yı okurken, Meryem gibi İsa’nın ayaklarının dibinde oturduğunuzu düşünün ve Samuel’in “Konuş, kulun dinliyor” (1.Samuel 3:10) dediği gibi Tanrı’nın size öğreteceği şeyleri öğrenmeye hevesli olun.

Keşke iman etmeyenler, Tanrı’nın bildirilmiş isteği karşısında kendini yücelten tüm gururlu düşünce ve fikirleri yıksalar! Keşke, yeni doğmuş bebekler gibi, Tanrı Sözü’nün saf sütüyle beslenmeyi isteseler! O zaman, artık Tanrı’nın Kutsal Yazılarıyla alay etmelerine ve Eski Antlaşma’da Filistinliler’in İsrail’in Tanrısı’nı küçümsemek için Şimşon’u İsraillilerin önüne getirmesi gibi durumlara yaşamlarımızla örnek olarak izin vermemeliyiz. Kutsal kitabı okumadıklarını, fakat her bir satırda yazılı olan yüce tasvir ve yazıtları anlayabildiklerini görebiliriz. O zaman, Kutsak Kitap aracılığıyla Tanrı’nın onların yüreklerine konuştuğunu duyabilirler ve dolayısıyla bilgelikte gelişip Kutsal Kitap’ın Yazar’ından korkmaya başlarlar.

ÜÇÜNCÜ OLARAK, okuduklarınızı uygulamaya geçirmeyi yürekten arzulayarak Kutsal Yazılar’ı araştırın.

Tanrı’nın isteğini bilmenin tek yolu onu yapma arzusudur. İsa Mesih şöyle diyor, “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir” (Yuhanna 7:17). Ayrıca İsa bir başka yerde de öğrencilerine şöyle sesleniyor, “Tanrı’nın Egemenliği’nin sırlarını bilme ayrıcalığı size (üzerine düşeni yapmayı isteyenlere) verildi. Ancak başkalarına (Tanrı’nın öğretişine sadece muhalefet olmak isteyenlere) benzetmelerle sesleniyorum, öyle ki, gördükleri halde görmesinler, duydukları halde anlamasınlar.” (Luka 8:9-10)

Tanrı istese Kendisini bir amaç ile aramayan kişilere sağlam hileler gönderip onların bir yalana inanmalarını sağlayabilir ve Kendisine ait bilgeliği onlardan gizleyebilir.

İsa Mesih, dün olduğu gibi bugün de, O’nun sözünü bilmeyi, O’na iman etmeyi ve O’nunla yaşamayı arzulayan kişilere, aynı Samiriyeli kadına “Seninle konuşan ben O’yum” dediği gibi ya da Yahudiler’in O’nun adıyla dışladıkları köre yaptığı gibi Kendisini belirgin bir şekilde açıklayabilir.

“Sizinle konuşan kişi O’dur.” Ancak, O’nu tanıma veya buyruklarını yerine getirme istemiyle Tanrı Sözüne başvurmayan ve sadece kendi zevkleri için ya da Tanrı’nın açıklayışındaki sadelikle alay etmek için Tanrı Sözü’nü okuyan kişilere sesleniyorum, sonsuza dek Kutsal Yazıları araştırsanız bile Tanrı Kendisini size açıklamayacaktır. İsa, hiçbir zaman, Kendisine ilgisizce soru soranlara veya Kendisini suçlayıcı sorular soranlara Mesih olup olmadığını açıklamamıştır.

DÖRDÜNCÜ OLARAK, Kutsal Yazıları daha da etkin bir şekilde araştırmak için, yüreğinize dokunan her şeyi uygulamaya geçirin.

Tanrı’nın sözünde yazılı olan her şey, öğrenmemiz için yazılmıştır. Ve Mesih’in eski zamanlarda söylemiş olduklarını bize de konuşmuş olarak algılamalıyız. Kutsal Yazılar, Tanrı’nın vahyidir, günaha düşmüş insanın İsa Mesih aracılığıyla nasıl kurtulacağını gösterir, tüm kurallar, uyarılar ve vaatler onları zamanında duyanların olduğu gibi bizlere ve çocuklarımıza da aittirler.

Tanrı’nın Oğluna iman ederek yaşadığını söyleyen Elçi, Mesih için “uğruma kendini feda eden” de diyor. İsa Mesih’in kefaretini her birimizde etkin kılan şey, İsa Mesih’i yüreklerimize işlememizdir.

Kutsal Yazılar’ın tüm tarih ve öğretişe dayalı kısımlarının uygulaması budur, Kutsal Yazılar’ı okurken bizim için kazançlı hale dönüştürmeliyiz. Çünkü Kutsal Yazılar’ın tümü azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır ve bu sayede Tanrı’nın her çocuğu mükemmelleştirilir ve her iyi iş için donatılmış olur.

Kutsal Kitap’ı okuyanların deneyimlerine başvurmayacağım. Tanrı Sözü’nü tecrübelerine dayanarak bu şekilde yorumlasalar da, tüm zamanlar boyunca bu okuyucuların hiçbirine açıkça nasıl hareket edecekleri gösterilmemiştir. İşte Tanrı’nın Kendisini insanlara açıklama yolu şudur: Tanrı, yeni vahiyler vermez, gerçek Hıristiyanlar ellerindeki Kutsal Kitap’ta açıklanmış vahiylerin dışına çıkmadan ve sadece Kutsal Kitap’ın açıklamış olduğu Tanrı’nın Sözleri’yle yaşamına çeki düzen verir. Tanrı Kutsal yazılar’daki gerçekleri kişilerin yaşamında uygulamaya geçirir.

Bu arada, “Tanrı Sözü, atmamız gereken adımları bize gösteren mükemmel bir kurallar topluluğu değildir, çünkü özel durumlarda, kuşkuda kaldığımızda nasıl hareket edeceğimizi veya nasıl karar vereceğimizi ya da nereye gideceğimizi bize söylemez, dolayısıyla atacağımız adımı bize Söz değil Ruh gösterir” diyerek itiraz edenlere de, yukarıdaki anlattıklarım yanıt vermiş oldu.

Ben bu itirazı reddediyorum ve tersini iddia ediyorum, Tanrı, sadece birkaç dakikalığına veya özel durumlarda değil, her zaman, her yerde ve her durumda, eğer Kutsal Ruh’tan gayretle yardım dilersek, genel olan her şeyi yüreklerimize uygulayacaktır ve böylece Rab İsa’nın sözlerini kullanmamız, bizi gerçeğe yönlendirecek ve özel olarak istediğimiz yardımı bize sağlayacaktır. Buradan da,

Kutsal Yazılar’ı kazançlı bir şekilde araştırmanın BEŞİNCİ YOLUNA geçiyorum: Yazılı olanlar aracılığıyla Ruh’a erişmeye çalışın.

Doğal kişi, Tanrı’nın Ruh’unun Söz’ünü anlayamaz, çünkü bu sözler ruhsal olarak anlaşılabilir. Mesih’in ağzından çıkan sözler, ruh ve gerçektir. Doğal kişiler, bu sözlerin doğru anlam ve manasını, bu manayı anlamaya yetecek bir dil bilmeyen kişilerden daha fazla anlayamazlar. Kutsal Yazılar, İsrailliler’in önünde giden buluta benzetilebilir. Aynı bu bulutun Mısırlılar’a siyah göründüğü gibi, Kutsal Yazılar da doğal kişilerin anlayışına karanlık ve zor gelebilir. Kutsal Yazılar Hıristiyanlar için ışık ve yaşamdır, aynı bu bulutun Firavun ve ev halkına karanlık, Tanrı’nın İsrail’ine aydınlık ve görkemli göründüğü gibi.

İsraillilerin bir öğretmeni ve Yahudiler’in bir önderi olan Nikodim’i, yeniden doğma öğretişinden habersiz kılan şey, Kutsal Ruh’un elinin isteği idi. Sadece dünyasal bir kişi olan Nikodim, bir insanın yeniden nasıl doğabileceğini anlayamazdı. Kurtarıcımız her ne kadar çok öğrencileriyle konuşsa da, öğrencilerin bu konuşmalarda verilen öğretişe ters hareket etmeleri Kutsal Ruh’un isteğiydi. Çünkü, Kutsal Yazılar’ı araştırıyor gibi görünen fakat apaçık gerçeklerden daha ötesini göremeyen ve her benzetmenin altında yatan, Tanrı Sözündeki hemen hemen tüm kuralların da içerdiği ruhsal anlamlara bütünüyle yabancı kalan kişilerin gözlerindeki peçe henüz kalkmamıştır.

Başka türlü nasıl olabilirdi ki! Tanrı Ruh olduğu için, Kendisini insan yüreğine ruhsal olmayan bir yöntemle bildiremezdi. Sonuç olarak, eğer Ruh’a yabancı isek, O’nun Sözü’ne de yabancı kalmaya devam ederiz, çünkü bu iki şey de Rabbimizin Kendisi gibi ruhsaldır. Bu yüzden Kutsal Ruh’u kazanmak için yürekten gayret edin yoksa sizin anlayışınız Kutsal Yazılar’ı doğru anlamaya açık olmayacak. Unutmayın, Kutsal Ruh’u almak için gerekli olan en önemli şeylerden birisi de duadır. Bu yüzden,

ALTINCI OLARAK, Kutsal Yazılar’ı okumadan önce, Mesih’in vaadine dayanarak, sizi gerçeğe yönlendirmesi için Ruh’u göndersin(-?-) diye Mesih’e dua etmenizi öneriyorum. Kutsal Yazılar’ı okurken araya kısa nidalarınızı da ekleyin. Eğer mümkünse, her söz ve ayet üzerinde dua edin. Kutsal Kitap’ı kapattığınızda da, okuduğunuz sözlerin yüreğiniz tarafından sindirilmesini ve sizde iyi yaşam meyveleri vermesini en içten bir şekilde Tanrı’dan dileyin.

Bunu yapın ve kutsal bir güç ile Tanrı’nın Kutsal Ruh’unun yüreklerinize gireceğini göreceksiniz(yüreklerinizde etkin olacağını). Tanrı’nın merhametli etkisini tadacak, Tanrı’nın Kendi Sözü’yle ruhunuzu aydınlattığını, dirilttiğini ve alevlendirdiğini hissedeceksiniz. O zaman Kutsal Yazılar’ı okumakla kalmayıp, okuduklarınıza dikkat edecek ve onları öğrenip hazmedeceksiniz. Tanrı’nın Sözü, ruhunuz için yiyecek ve içecek olacaktır. Apollos gibi siz de Kutsal Yazı’larda güçlü olacaksınız. Tanrı’nın Egemenliği’ne yönlendirilen katipler olacaksınız ve konuştuğunuz kişileri ağırlamak için yüreğinizin iyi hazinelerini ve Yeni ve Eski Antlaşma’dakileri gözler önüne sereceksiniz.

Son olarak bir öneri daha sunacağım. YEDİNCİ OLARAK, sürekli olarak Kutsal Yazılar’ı okuyun ya da Kurtarıcımızın “Kutsal Yazılar’ı araştırıyorsunuz” ifadesini kullanın. Kutsal Yazıları okurken , maden ocağındaki kazı yapan madenciler gibi kazı yapın. Aynı altın ve gümüş için kazı yapan madenciler gibi, biz de bilgelikle yürümek istiyorsak, Rabbimiz bize O’nun Sözünü sürekli okuyarak canımızın acıyacağını gösterecektir(-?-). Kutsal Yazılar, Tanrı’ya ait derinlikler içerir ve bu yüzden, dikkatsiz, yüzeysel ve gelişigüzel bir yolla değil gayretli, dikkatli ve alçakgönüllü bir uygulama ile yetkin olarak anlaşılabilinir.

Davut, doğru adamın özelliğini şöyle tanımlıyor, “Ancak zevkini RAB’bin Yasası’ndan alır
Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.” (Mezmurlar 1:2). “Yasa Kitabı’nda yazılanları dilinden düşürme (Tanrı, Yeşu’ya sesleniyor). Tümünü özenle yerine getirmek için gece gündüz onu düşün.” (Yeşu 1:8). Böylece, yolunuzu bereketli kılar ve başarılı sonuçlar elde edersiniz. Bu yüzden Kutsal Yazılar’ı dindar bir şekilde değil, gün be gün ve içinde sonsuz yaşam bulunan sözler olarak araştırın. Bilgelik kapısında sürekli olarak bekleyin, o zaman Kutsal Ruh da göksel hazinelerini önünüze serip sizlere gösterecektir. Siz zenginler hiç mazeretsiz(-?) ve siz yoksullar, az kalan zamanınıza dikkat edin ve onu iyi değerlendirin. Çünkü son günde, Kutsal Yazılar sizi, ya bağışlayacak ya da size hüküm giydirecektir.

Belki bu hor görülen kitabın tadına hiç bakmadınız. Belki, oyun, roman ve hoşunuza giden başka tür kitaplar sizin damağınıza daha çok hitap ediyor olabilir. Eğer bu durum sizi de içeriyorsa, size şunu söyleyeyim, tat alma duyunuz bozulmuş ve bu duyunuz Ruh ve Tanrı Sözü aracılığıyla düzeltilmediği sürece Tanrı’nın Göksel Egemenliği’ne asla giremezsiniz. O zaman bana, bu işe yaramayan ve münasebetsiz kitapları okumanın günah mı olduğunu soracaksınız. Yanıt veriyorum, Evet. Aynı şekilde, Kurtuluş gününde damgalanmamıza neden olacak gereksiz konuşmaları hoş görmek de bir günahtır. Çünkü hem bu kitaplar hem de bu konuşmalar, doğrudan doğruya Ruh’u kederlendirmeye ve söndürmeye meyillidir. Bana, bunu nasıl bileceğiz diye sorabilirsiniz. Metindeki buyrukları yerine getirin; önerilen tutumlarda Kutsal Yazıları araştırın. O zaman, Tanrı’nın Sözünün ya da aynı Ruh ile yazılan kitapların dışındaki kitapları okumanın tehlikesini, günahını ve kusurlarını göreceksiniz. O zaman, “çocukken, Tanrı Sözü’nün kusursuzluğundan habersizken, diğer çocukların yaptıkları ve yapmaya devam ettikleri gibi ben de dünyanın zararsız dediği kitapları okudum. Fakat şimdi, iyi olan yaşam sözlerinden tattım ve Rabbim İsa Mesih’in mükemmel bilgeliğine daha çok yaklaştım. Bu çocuksu, ciddiyeti olmayan şeyleri bir kenara attım ve beni İsa Mesih’e ve kendime ait bilgeliğe yönlendiren kitapların dışında bir kitap okumamaya karar verdim” diyeceksiniz.

Bu yüzden Kutsal Yazılar’ı araştırın kardeşlerim. Tanrı Sözü’nün ne kadar iyi olduğunu tadın ve görün. O zaman kuru kabukları beslemek için göksel manı, meleklerin yiyeceğini bırakıp, tatma duygusu yanlış olan kişilerin kendilerini sevindirdiği bu kepekli ekmeği, ciddiyetsiz ve günahkar yazıları tercih etmeyeceksiniz. Bunun yerine bu tür zavallı uğraşları küçümseyecek ve bir zamanlar onları sevdiğiniz için kendinizden utanacaksınız. O zaman, Tanrı’nın Sözü size, baldan ve bal peteğinden daha tatlı, altın ve gümüşten daha değerli gelecek. O’nu okuyan ruhunuz, kemiğin ilikle dolması gibi tatmin olacak ve yüreğinizin duygusuzluğu, onun Kutsal Yaratıcısı’nın ruhuna dönüştürülecek. Kısacası, buradayken Tanrı’nın hikmeti size rehberlik edecek ve buradan sonra Tanrı’nın yüce Sözünün ışığı ile yüceliğe doğru yönlendirileceksiniz.

Çeviren: Çetin Erdoğdu