Kerem Koç, APK, 15.Ağustos.2010 – 1. Yuhanna 2:12-14

Tema: Ruhsal olarak seviyemiz ne olursa olsun daha da büyümeliyiz.
Yolda Fikri: Her birimizin farklı Ruhsal seviyeleri olabilir fakat birbirimizi teşvik etmeli ve Tanrı sözüne dayalı yaşayarak büyümeliyiz.Okuma: 1. Yuhanna 2:12-14

Kardeşler aslında bugün 15, 16. ve 17. ayetleri de inceleyecektik ancak vaazı yazıp bitirdikten sonra çok uzun olduğunun farkına vardım ve sadece 12-14 ayetlerine bakmaya karar verdim. Yuhanna mektubunu kiliselere yazmıştı biliyorsunuz ve kilisede bir çok kardeş vardı, bu kişilerin ruhsal hayatları birbirlerinden farklıydı elbette.

Geçen hafta “kardeşlerinizi sevin” ayetlerine bakmıştık ve Yuhanna bu kardeşleri üç grup olarak inceliyor: babalar, gençler ve çocuklar. Aslında babalar dediği zaman anneleri önemsememiş olmasından dolayı böyle yazmıyor. Dolayısıyla bu bölümü harfi harfine yorumlamıyoruz fakat bu kelimelerin başka birşeyi anlattığı yorumunu çıkarıyoruz. Buradaki sıfatlar aslında kişilerin ruhsal durumlarını gösteriyor. Kilise’de üç ruhsal  seviye olduğunu görüyoruz, fakat her seviye kilise için büyük önem taşıyor çünkü farklı yararları oluyor topluluğa.
Babalar, olgun olan inanlıyı temsil ediyor, gençler olgunlaşan inanlıları, çocuklar ise olgun olmayan Hıristiyanları temsil ediyor.

Yavrularım:
Öncelikle “Yavrularım” diye sesleniyor kiliseye, yaşlı Yuhanna. Bahsettiği kişilerin her biri Mesih’i kurtarıcı olarak kabul etmiş kişilerdi. “Mesih uğruna günahlarınız bağışlandı” diyor Yuhanna. Bu kişilerin her biri Rabbi seviyor ve onun ardı sıra gitmek istiyor, fakat bu insanlar kendi aralarında ruhsal gruplara ayrılıyor.

Çocuklar:
Çocuklar diye bahsettiği inanlıların oluşturduğu grup iman hayatlarında sürekli birine ihtiyaç duyan kardeşlerimiz oluyor. Bu genellikle ilk kez Rab’be geldiğiniz dönem oluyor ki bunu çok doğal karşılıyoruz. Hatta İbraniler 5:12-13 şöyle diyor.

Şimdiye dek öğretmen olmanız gerekirken, Tanrı sözlerinin temel ilkelerini size yeni baştan öğretecek birine ihtiyacınız var. Size yine süt gerekli, katı yiyecek değil! Sütle beslenen herkes bebektir ve doğruluk sözünde deneyimsizdir.Bu süreçte Tanrı’ya karşı çok büyük bir sevinç ve heyecan duyuluyor. Onlarca soru oluyor kafalarda ve öğrenmek için çaba sarf ediliyor. Bunun için Yuhanna “babayı tanıyorsunuz” diyor. Onları teşvik ediyor ki zaten Yuhanna’nın yazım tarzı hep böyle teşvik edici oluyor Kutsal Kitap boyunca. Günahlarınız bağışlandı, artık Baba Tanrı’yı tanıyorsunuz, günahtan uzaklaşıyorsunuz, bunun için sevinin. Bu ruhsal seviye elbetteki geçici oluyor, ya da olması gerekiyor diyelim. Bazen maalesef öyle hemen geçmiyor, hani vardır ya çocuk 8 yaşına gelmiştir ama henüz yemeğini kendi yiyemez, üstüne başına bulaştırır. İnsanlar da doğal olarak buna şaşırır tabii, “koca çocuk yemeğini bile yiyemiyor” derler. Bu örnekte olduğu gibi, uzun süre imanda olup da hâlâ olgunlaşma yoluna girememiş insanlar olabiliyor. Tabii bir de 35 yaşında olup yemeğini kendi yiyemeyenler var, o çok kötü işte.
İncelemek için: 1. Kor 3:1, Gal 4:13, İbr 5:12-13

Gençler:
İkinci olarak gençlere yazıyor Yuhanna. Gençler iman hayatında olgunlaşmış ve kendilerine bakabilen kişiler, “güçlü ve kötü olanı yenmişsiniz” diyor Yuhanna. Yani neye inandıklarını biliyorlar ve daha fazla olgunlaşmak için uğraşıyorlar, günahla savaşıyor, hatalarına bakıp bunu düzeltmek uğraşıyorlar. İmanda gelişmeye çalışıyor. Bu grup insanlar aynı zamanda yavaş yavaş hizmet etmeye de  başlıyorlar. İsa hayatlarında çok önemli bir yerde oluyor. Bu grup Kiliselerde çoğunlukta olan gruptur. Çocuklar gibi değiller, kendi kendilerine yemek yiyebiliyorlar fakat küçük kardeşlerine yedirebilecek kadar da olgun değiller. Sorumluluğu verdiğinizde her zaman başarılı olamayabilirler, ciddi hatalar yapabilir ve diğerlerinin yapmasına (sürçmesine) neden olabilirler. Bu gruptaki kardeşlerin sorumluluğu çok daha ciddi aslında, çünkü Rab’bin sözünü iyi öğrenip imanda büyümeleri kanusunda daha fazla beklenti bulunuyor bu insanlara karşı.  İmanda bir çocuk olanla bir genç olanı aynı seviyeye koymuyoruz, onlardan beklentilerimiz daha fazla oluyor. Çünkü günahla savaşabiliyorlar ve ne yapmaları gerektiğini biliyorlar, fakat bazen yapmaları gerekeni yapmıyorlar.

Babalar:
Sonuncu grup ise babalar. İmanda güçlü olan ve evin bir anlamda ebeveyni olanlar onlar. Çocuklara onlar bakıyor, gerektiğinde onları davranışları ve sözleriyle yönlendiriyor, yemeklerini yediriyor, gerektiği zaman altlarını değiştiriyor, gençlerin yemeğini de önlerine koyuyorlar. İşin temizliği de onlardan soruluyor. Aslında evin reisi gibi görünüyorlar fakat bütün temizlik, bulaşık, boya badana gibi ne kadar kirli veya yorucu, yıpratıcı iş varsa onlardan soruluyor. Böyleleri “başlangıçtan beri var Olan’ı çok iyi tanıyorlar”, öyle ki, bu insanlar Mesih’in gelişinden beri O’nun için yaşıyorlar. İmana geldiklerinden beri büyümek istiyorlar. Böyle imanda olgun olan kardeşleri gördüğümüzde heyecanlanıyoruz. Bir süre önce otuz yıllık bir Türk Pastörle tanıştım Tiranüs İncil Okulunda. Ben 21 yaşındaydım o zamanlar. Tanıştığım kişi otuz yıldır Hıristiyanmış. Vay ayranlıkla karşışık bir heyecan ve şaşkınlık duymuştum. Dile olaydı, otuz yıldan beridir imanda yaşıyordu, öyle ki “Mutlaka Napolyun’la bile tanışmıştır” dedim kendi kendime. Söylemek istediğim şey şu, imanda olgun ve sevgi dolu olan insanlar bizler için de gerçekten teşvik edici oluyor. Sadece onlarla tanışmak değil tabii ki önemli olan, daha önemlisi imanda onlar gibi olgunlaşmaktır.

Sonuç:
Peki ya sen kardeşim, imanının hangi aşamasındasın? Neredesin ve  nerede olmak istiyorsun, kendine bu soruyu sor.Her Mesih inanlısı imanda büyümek için içten gelen bir arzu ve heyecan duymalıdır. Yuhanna bizleri teşvik ediyor, ruhsal aşamalar var ve bizler sıfırdan başlıyoruz iman hayatımıza, fakat bir inanlının ruhsal grafiği devamlı yükselmelidir. İlk önce çocuk olarak başlarız, sonra genç oluruz ve en sonunda olgunlaşıp gerçek birer yetişkin haline geliriz. Peki bundan sonra ne olur, ölür müyüz? Hayır, son seviyeye yükseliriz, yani dördüncü seviyeye. Bu da Kutsallaşma’dır. Bu seviye aslında her birimizin ulaşması gereken seviyedir fakat hayatlarımızda ne kadar uğraşsak da bu seviyeye yükselemediğimizi görüyoruz. Ama vazgeçmeden, yılgınlığa, bıkkınlığa (Şeytan’a) teslim olmadan Rab İsa’nın benzerliğine dönüşmek için daha fazla Tanrı sözü çalışmalı ve kendimizi eğitmeliyiz.

Her zaman bahsettiğimiz gibi duada, kutsal kitap çalışmasında, kiliseye gelme ve kilise otoritesi altında yaşamada, hizmette, tapınmada, sevgide, merhamette, kendimizi tamamen Rab’be teslim etmeliyiz. Ruhsal hayat da tıpkı fiziksel yaşam gibi gelişir ve büyür, yeter ki bunun üzerinde duralım.

Yolda:Bizler iman yolunda yürüyoruz, bu yolda yürürken türlü zorluklarla karşılaşıyoruz. Sıkıntılar yaşıyorsak da, sevinçlerimiz de oluyor. Unutmayalım kardeşlerim, attığımız ilk iman adımları bir bebeğin hayatta attığı ilk adımlar gibidir ve bebekler hep emeklemez, kasları güçlendikçe, denge ve koordinasyonları arttıkça ayağa kalkıp yavaş yavaş yürümeye başlarlar. Zaman geçtikçe yürümekte yetkinleşir ve doğal olarak koşmayı da öğrenirler. İşte, bu şekilde gelişip olgunlaştıkça, kendi çocuklarına yürümeyi öğretmek için de hazır hale gelirler.
Bizler de bu Yolda sorumluluğumuzun farkına varıp her gün ama her gün attığımız adımlarda göksel şeylere odaklanalım. Mesih, bu durumda bizden ne yapmamızı bekler sorusunu sormalıyız kendimize, işte ancak o zaman Rabbin bizlerden istediği hayatı yaşayabiliriz.