Kerem Koç, APK,  11 Temmuz 2010 – 1. Yuhanna 1:1-4

Yol’da demek ne demektir? Yol’da, bir yolculuk hikâyesinin anlatımıdır. Öyle ki, hepimiz sürekli olarak yoldayız ve bir yerlere gidiyoruz. Başka bir deyişle, başka ülkelere, başka şehirlere, başka yerlere doğru hareket ediyoruz. Bazılarımız günlük bir yolculuk yapıyor: işe gidiyoruz, eve gidiyoruz, sahile gidiyoruz.  Aslında bu gidişler bizi büyüten, geliştiren, bize öğreten gidişler ve bu bakımdan sadece fiziksel bir yolculuk değil. Öyle ki, her yeni adımımız içsel, ruhsal bir adım oluyor, kimliğimizi belirginleştiren ve bizi geliştiren adımlar…1. Yuhanna mektubu da bir yolculuk hikâyesidir. Bu hikâyenin içinde tanınmış gezginler, kâşifler, serüvenciler yoktur ama İsa Mesih vardır. Şair Novalis “Nereye gidiyoruz?” sorusuna “Evimize, hep evimize” demiştir ve sonuna kadar inandığım bu sözleri yaşamımıza da yansıtabilmemiz için bu kitabı çalışmamızı uygun gördüm.
Eğer yolunuz İsa Mesih ise o zaman bu çalışma size bu yolu daha iyi öğretecektir. Ama eğer yolunuz İsa Mesih değilse, o zaman bu çalışma neden bizim böyle bir yolda olduğumuzu kavramamıza yardımcı olacaktır.Okuma: 1. Yuhanna 1:1-4

Mektup Hakkında:
Tema İsa’dır.

Söz: Yuhanna aslında yine kendi yazdığı Müjde (Yuhanna Kitabı) kitabından alıntı yaparak başlıyor. Ortada bir Söz var ve o Söz yaşamın kaynağı, bu Söz’ün (Yunancası Logos) aramızda yaşadığından bahsediyordu Yuhanna kitabı değil mi? Buraya baktığımızda da bu Söz’ü gördüğünü, seyrettiğini, işittiğini, ve hatta bu Söz’e dokunduğunu söylüyor. Nasıl olur da bir insan söze dokunduğunu söyleyebilir ya da onu dinlediğini anlatabilir. Söz Yuhanna 1:14’te açıklanmıştır. Bu söz dünyada aramızda yaşamış olan İsa Mesih’tir. Yalnız Yuhanna Müjdesi’ni incelediğimizde Söz’ün ezeli ve ebedi olarak var olduğunu görüyoruz. Başka bir deyişle Söz, iki bin yıl önce Meryem adında genç bir kızdan doğmuştur fakat onun hayatının başlangıcı bu değildir. O hep (Dünya varolmadan önce bile) vardır. Nitekim “başlangıçtan beri” diyor Yuhanna. Yuhanna ki, İsa’nın en yakın öğrencilerindendir, bu bahsettiğimiz Söz’ü yakından izlemiş ve O’na tanıklık etmiştir: yaptığı mucizeleri görmüş, vaazlarını dinlemiş, insanlara öğretirken yakınında bulunmuş, sözlerini işitmiş, hayatını görmüş ve sürekli onu takip etmiştir.

Yaşam: İkinci ayette Yuhanna, yine İsa’dan bahsederken, “Yaşam açıkça göründü” diye söz ediyor.
Ne demek şimdi bu? Yuhanna bizimle doğrudan sözcükler aracılığıyla konuşmuyor fakat dolaylı yoldan bir resim sunuyor. Yaşam açıkca göründü diyor ve biz İsa Mesih’ten bahsettiğini biliyoruz. Aramızda yaşayan Söz öyle basit bir şey değil, bu Söz’de sonsuz yaşam saklı. Öyle ki bu Söz yaşama sahip olan bir Söz ve aynı zamanda insanlara sonsuz yaşamı veren bir kaynak. Yime Yuhanna başka bir yerde, “O’na iman edenlerin sonsuz yaşamı vardır” diyor. Şimdi bulmacanın parçaları yavaş yavaş yerine oturmaya başlıyor öyle değil mi? Başlangıçtan beri var olan bir Tanrı/Söz’ün bulunduğunu ve bu Söz’ün beden alarak biz ölümlü ve günahkâr insanların arasında yaşadığını, bizler gibi yürüdüğünü, konuştuğunu ve bu Söz’e Yaşam Söz’ü denildiğini görüyoruz. Aramızda yaşayan bu Yaşam Söz’ü, bizlere de sonsuz yaşamı getirmiştir. Çünkü kendisi yaşamın sahibi olduğu gibi O’nunla paydaşlığı olanlara da yaşam sözünü verdi. Eminim ki böyle çok söz duydunuz. Sizlere iyi, rahat ve zengin ve belki de sonsuz bir yaşam vaat eden başka sözler. Sonsuz yaşamı bir yana bırakıp dünyasal vaatlere odaklanırsak, belki de ilk olarak politikacılar gelir aklımıza. Özellikle seçim zamanlarında sayısız vaatte bulunduklarını ama bunların pek azını gerçekleştirdiklerini görüyoruz (bazen de hiçbirini gerçekleştirmiyorlar). Ben de politikacılara benzer şekilde, ortaokuldayken sınıf başkanlığına aday oldum ve bunun için diğer adaylarla sıkı bir rekabete girdim. İşler öyle bir hal aldı ki, seçilebilmek için oy kullancak öğrencilere havuz yaptıracağıma dair bir vaatte bulundum. Oysa bu kesinlikle gerçekleştiremeyeceğim bir vaatti. Bu örnekte de görüldüğü gibi, gerçekleştiremeyeceğiniz vaatleri vermek çok kolaydır. Bir ara adından çokça söz ettiren Saadet Zinciri’ni de hatırlarsınız herhalde. Her aileye ev ve araba vaatleri, mutluluk vaatleri vardı. Peki gerçekten sahip olmadığımız bir güce dayanarak, sahip olmadığımız şeyleri başka insanlara  verebilir miyiz? Bu elbette mümkün değil.

Neden: Yuhanna imanda bir olduğu kardeşlerine bunları yazarken aklında iki şey vardı. Aslında bu iki şey bizler için de geçerli. 3. ve 4. ayetlerde Yuhanna, sonsuz yaşam kaynağı Yaşam Sözü’ne neden tanıklık ettiğini anlatıyor.

Paydaşlık: Yuhanna bu tanıklığı, okuyucu ile aralarında paydaşlığın oluşması ve varolan paydaşlığın güçlenerek artması için yapmaktadır. Aslında biraz garip öyle değil mi?
“Yaşam Söz’ü, seni günahlarından kurtaracak ve Baba Tanrı ile yeniden barışmanı sağlayacak tek yoldur” dese belki anlardık. Ama diyor ki, yaşam sözü aramızdaki paydaşlık için önemli. Neden? Aslında çok önemli bir nedeni var. Yuhanna bu mektubu yazdığında muhtemelen 90’lı yaşlarındaydı. Yani Hristiyanlığın ilk 60 senesini görmüştü, o zamanlarda yaşamış kişileri tanıyordu ve öğretileri biliyordu. Öyle ki bu insanların arasında sahtekâr öğretmenler de vardı ve bu adamlar sahte öğretişler veriyorlardı. Yuhanna bu mektubu yazdığında bu insanlardan haberdardı ve bu insanların çevrede olduğunu söylüyor 2. bölümün sonlarında. Yani aramızdaki ilişkinin ne tür bir paydaşlık olduğunu belli edelim diyor Yuhanna bir anlamda.  Paydaşlık Yunancada koynonia kelimesinden geliyor ve  ortak ya da karşılıklı bir paylaşma anlamına geliyor. Bir ortaklığımız oluyor bu paydaşlıkta, inanç ortaklığımız. Aynı şeye inandığımız zaman Ruhsal bir ortaklığımız oluyor, o sahte öğretmenlerin öğretisine uydukları zaman Ruhsal anlamda bir paydaşlıkları olmuyor. Hatta Yuhanna “bizim paydaşlığımız Baba ve Oğlu İsa Mesih’ledir” diyor. Öyle ki Söz olan İsa Mesih aracılığı ile gerçekleşen bu ortaklık sayesinde günahlarımızın bağışına ve sonsuz yaşama sahibiz.
Yaşam sözüne olan imanımızla Tanrı ile bir paydaşlığımız oluyor ve bu paydaşlık Yaşam Söz’ü olmadan olmuyor. Çünkü Yaşam Söz’ü olan İsa sadece aracı olabiliyor ve bazı öğrencilerin İsa’yı terk etmesi üzerine Petrus “Rab biz kime gidelim, Sonsuz Yaşam’ın sözleri sendedir” diyor. Yuhanna bu sözleri yazıyor çünkü Sonsuz Yaşamın sadece İsa Mesih’te olduğunu biliyor ve ben de onun söylediklerine tüm yüreğimle inandığım için sizlere bu sözleri vaaz ediyorum.

Biz Antalya Protestan Kilisesi olarak bu Yaşam Söz’ünün önemini algılamalıyız, çünkü Sonsuz Yaşam ondan geliyor. Ayetlerde vurgulandığı gibi Yaşam Söz’üne tutunmalı, yani Mesih’e olan imanlarımızda sadık ve birbirimizle paydaşlık içinde olmalı, birbirimizi sevmeli, kayırmalı ve bir arada kalmalıyız.

Sevinciniz Tam Olsun: Yuhanna’nın ikinci bir nedeni daha var bu sözleri yazmasında: sevincimizin tamamlanması.
Bu ayetler bazen sevincimiz ya da (benim kullandığım Yunanca Kutsal Kitap’ta) sevinciniz olarak çeviriliyor, belki biz “her birimizin sevinci” diyebiliriz. Peki nedir bu sevinç? Sevinç bizde olan, bize verilen ve verilecek olan Tanrı’nın bereketleri ile mutlu olmaktır. Yuhanna 3. mektubunda “benim için yavrularımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç yoktur” diyor.
Gerçek Sevinç Mesih İsa ile gelir.

Bakın çalıştığımız şu ayetler ve inancımız nasıl yaşadığımızı belirler. nasıl yaşadığımız da sevincimizi… Mutlu bir paydaşlık ve gerçek bir sevinç için Mesih Tek Yol, Gerçek ve Yaşam’dır. Yürüdüğümüz bu “Yol” boyunca sevincimizin tam olabilmesi için Rab ve kardeşlerimiz ile paydaşlık içinde kalmalıyız.

Antaya Protestan Kilisesi tamamen İsa’ya bağlıdır, İsa’yı sever, İsa’nın ardı sıra gider. Evet biz tek bir Tanrı’ya inanıyoruz.