“Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse yılan verir? Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerdeki Babanız’ın, kendisinden dileyenlere güzel armağanlar vereceği çok daha kesin değil mi?”

Matta 7:9-11

İsa’nın öğrencilerine verdiği örnek duada müthiş bir gerçek bize gözterilmektedir; O’nun öğrencileri Tanrı’ya Baba diye seslenme ayrıcalığına sahiptirler (Matta 6:9; Luka 11:12). Adem’de Tanrı’nın düşmanları olduğumuzu düşününce bu gerçekten mükemmel bir bildiridir (1. Korintliler 15:22; Efesliler 2:1-3). Tanrı bizi mahvolmuşluğumuzda, O’nun yargısı altında bırakmak yerine bizi evlatlık olarak kendi çocukları yaparak kurtarmıştır (Romalılar 8:14-17; Galatyalılar 4:1-7). Kendisi için seçtiği insanları -erkek, kadın, çocuk, normalde kendinin olmayan kimseleri- Mesih’te kendi çocuğu olma hakkını vermiştir. Tanrı’nın halkı eski antlaşmadaki çocuklar gibi yalnızca dünyasal bereketleri almıyorlar ama İsa’nın hakkı olan sonsuz bereketi bizlere armağan ediyor (Yasa’nın Tekrarı 21:15-17; Yuhanna 10:10; 14:16)

Bu yüzden, Mesih’te, kutsal Tanrı’nın önüne gelmekten korkmayız çünkü O’nun oğlunun doğruluğunu giyinmişizdir (2. Korintliler 5:21). Heidelberg Kateşizminin 120. sorusu ve cevabı, Tanrı’nın bize Baba olmasının “imanla ne istersek bize vereceği” anlamına geldiğini öğretir. “İmanla,” unsuru önemli bir niteliktir. Dileklerimiz imansız istekler olmamalı, Tanrı’nın yapabileceğine inanmamak ya da günahımızdan ötürü doğan istekleri beyan etmek gibi düşünceler olmamalı. Endişelerimiz ya da isteklerimiz her ne kadar küçük görünsede, Babamız için önemsiz değildirler. O bu konularla içten bir şekilde ilgilidir ve O’na bu konuları sunmamızı istiyor.

Bu okuduğumuz ayette İsa bizi Göksel Babamız’a kıyaslayarak Tanrı’nın sevgisi ve güvenilirliğine dair anlayışımızı geliştirmek istiyor. Orijinal günah veya hala devam eden günaha düşmüşlüğümüz Pavlus ya da Augustine tarafından icat edilmiş kavramlar değiller; Kurtarıcımızın bizzat kendisinin öğrettiği kavramlardır bunlar. Ancak burada İsa bizim günahlılığımızı öğretmekten çok Tanrı’nın iyiliğini anlatarak bizi dua etme doğrultusunda teşvik etmek üzerine duruyor. Eğer bizler, -hiçbir iyiliğe sahip olmayanlar- oğullarımıza ve kızlarımıza yalnızca iyi ve yararlı şeyleri veriyorsak, iyiliğin tek standardı ve kaynağı olan Tanrı’nın daha azını yapacağına nasıl inanırız?

Coram Deo, Tanrı’nın Önünde Yaşam

Dünyadaki en iyi babalar bile Tanrı’nın yanında onun iyilğine erişemezler. Matthew Henry bu konuda, “dünyadaki tüm iyi babaların iyiliklerini toplasak Tanrı’nın iyiliğinin yanında, mumla güneş, okyanusta bir damla gibidir,” demiştir. Bu yüzden Göklerdeki İyi Babamızın bizden iyi bir şeyi tutmayacağına ama bizi bereketleyeceğine inanmalıyız. Bunu da ihtiyacımız bir şey olduğunda O’ndan istemekten korkmadığımızda göstermiş oluruz.