Hepimiz birşeylerden korkuyoruz. Yılanlar, böcekler, uçaklar hatta palyaçolar… Hemde öyle korkuyoruz ki bu durum sağlığımızı ciddi bir şekilde etkileyebiliyor. Örneğin ben korktuğumda karnımda tatsız bir sancı başlar. Korku, sağlığı etkileyebileceği gibi zor durumlarda hikmetli kararlar da vermemizi etkiler. Eh, stresin de sağlığımıza pek yardımcı olduğu sayılmaz.

Kutsal Kitap’ta Tanrı yaklaşık 150 kere ‘Korkma’ diyor bizlere. Rab’bimiz, halkının yanında olduğunu göstermek için destek sözleri de kullanıyor defalarca… “Seninle birlikteyim” (Yaratılış 28:15), “Varlığım sana eşlik edecek” (Mısır’dan Çıkış 33:14), “Senin kalkanın benim” (Yaratılış 15:1), “Korkma çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim” (Yeremya 1:8) bunlardan sadece bir kaç örnek.

Peki korkmamak için gerekli olan en temel şey nedir?

Öncelikle korkunun ilahiyatsal anlamda çokta mantıklı olmadığını söylememiz gerekmektedir. Korkunun temeli bir şeyin gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesine dayalıdır. Böylece korku, gerçekleşmesi (ya da gerçekleşmemesi) gereken olayın sonuçlarını bilmememizden kaynaklanır. Örneğin, uçaktan korkan biri, uçağa bindiğinde uçağın düşeceği korkusunu hissetmektedir. Bunun gerçekleşme ihtimali şüphesizki hayatın düzeni içinde yer almaktadır. Yani genellikle korku bilgisizliğimizden, ya da gelecekle ilgili belirsizlikten beslenmektedir. Oysa ‘korkma’ diyen Tanrı’nın Egemen olduğunu tam anlamıyla algılamamız gerekmektedir. Geleceği bilen O’dur, her adımımızı izleyen yine kendisidir ve bizler için iyi planları olduğunu açıklamıştır. Öyleyse bize düşen görev, yüreklerimizi Rab’bin eline teslim etmek ve korkularımızda O’na bakmaktır. Artık korkmayalım, çünkü Rab Herşeye Egemen Tanrı’dır.

Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum” diyor RAB. “Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar.” Yeremya 29:11