Öğretme kariyerim boyunca kaç defa affedilmez günahın ne olduğu ve bu günahı işleyip işlemedikleri sorusuna cevap verdiğimi anlatamam. Bir çok inanan affedilmeyen bir şey yapıp yapmadıklarını merak etmektedirler. Bunun böyle olması şaşırtıcı değildir çünkü “affedilmeyen günah” kavramı anlaması zordur ve kilise tarihi boyunca bu kavram üzerine farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bazı kişiler cinayetin bazıları ise zinanın affedilmeyen günah olduğunu söylediler, çünkü bu günahların sonuçları oldukça ağırdır, bu günahlar insan hayatının kutsallığını ve evliliğin kutsallığını yaralamaktadır. Ama büyük bir güvenceyle bu günahların affedilmeyen günahlar olmadığını söyleyebilirim. Bu güvencemin iki sebebi var. İlk olarak, Kutsal Yazılar bu günahları işleyen insanların olduğunu ve daha sonra affedildiklerini gösterir. Örneğin Davut hem zina hem cinayet günahını işlemiş olmasına rağmen, günah itirafı ve tövbenin ardından lütuf konumuna erişmesi sağlanmıştır. İkinci olarak İsa, affedilmeyen günahtan bahsettiğinde, ne cinayetten ne de zinadan bahsetmişti.

Amin.

Peki o zaman İsa ne dedi? İsa ciddi bir biçimde, “Size doğrusunu söyleyeyim,” diye cümlesine başlıyor. Bazen evanjelik Hristiyan çevrelerde bir vaiz ya da öğretmenin bir düşünceyi vurgulamak istediğininde, “Amin,” dediğini görürüz. Amin kelimesi İbranice amein kelimesinden çevrilmektedir ve anlamı “gerçek” ya da “doğrudur” gibi anlamlara gelmektedir. Yani duydukları şeyin ardından Amin diyenler, duydukları şeye katıldıklarını bildirirler. Ancak burada İsa öğretişini verip, dinleyenlerin “Amin” demesini beklemeden cümleye bizzat kendisi “Amin” diyerek başlıyor. “Doğrusunu söyleyeyim,” diye çevrilen kelimenin Grekçe (Eski Yunanca) karşılığı ameindir. Bir başka deyişle İsa söylediği şeyin doğru olduğunu bildirerek başlıyordu sözüne. Bu bir anlamda, “kulak verin,” demek gibi bir şeydi. Az sonra söylemek üzere olacağı öğretiye vurgu yapma biçimiydi.

Küfür Nedir?

Daha sonra İsa, tüm günahların hatta küfürlerin bile bağışlanacağından bahsediyor ancak Kutsal Ruh’a edilen küfür hariç. Bu olayın Luka’da anlatımı daha detaylıdır; “İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen herkes bağışlanacak. Oysa Kutsal Ruh’a küfreden bağışlanmayacaktır,” (Luka 12:10).

Bu noktada küfrün ne olduğunu tanımlamamız gerekir, Luka’daki bu ayet ise bize biraz daha anlamamıza yardım ediyor. Bu ayetlerdeki “karşı bir söz söyleyen” ve “küfreden” sözleri paraleldir. O halde küfür, Tanrı’ya karşı edilen sözlü bir günahtan bahsediyor. Sözlü bir günah olduğu açıktır, ağızla ya da kalemle işlenebilen bir günah. Tanrı’nın kutsal karakterine saygısızlık etmek demektir. O’nu aşağılamak, O’nunla alay etmek, ya da onu onurlandırmamayı içerir. Bu anlamda O’na yücelik vermenin tam tersidir. Hatta boş yere, bir çok kişinin yaptığı gibi, “Aman Allah’ım!” diyerek Tanrı’nın adını ağzımıza almak küfre giriyor. Affedilmeyen günahın her hangi bir küfür olmadığı için şükretmeliyiz aksi halde hiçbirimiz sonsuz mahvoluştan kurtulma umuduna sahip olamazdık. Hepimiz, farklı zamanlarda ve farklı yollarda, Tanrı’nın adına leke getirdik.

İnsanoğlu’na Karşı Küfür

İsa’nın söylediği, “İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen herkes bağışlanacak,” karşı karşıya geldiği kötü davranışlar çerçevesinde şok edicidir. Daha sonra Romalı bir haçta idam edilmeye götürüldü. Ama hatırlamamız gerekir, çarmıha gerildiğinde, kendisini Romalılara teslim edip alay edenlere baktığında, “İsa, “Baba, onları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar,” (Luka 23:34) dedi. Her ne kadar bu kişiler Mesih’i idam ederken karşıda bulunsanlar onlar için hala kurtuluş ümidi vardı. Buna benzer bir biçimde de, Elçilerin İşleri bölümünde, Yeruşalim halkına konuştuğunda, İsa’yı Romalılara teslim edip O’nu reddettiklerinden bahsettiiğinde, “Şimdi ey kardeşler, yöneticileriniz gibi sizin de bilgisizlikten ötürü böyle davrandığınızı biliyorum,” (Elçilerin İşleri 3:17) dedi ve onları tövbeye çağırdı. Bu son iki örnekte de açıkça gösterildiği gibi, Yeni Antlaşma Mesih’e karşı olup O’nu öldürenler için bile affedilişin mümkün olduğunu gösteriyor. Bu durumlar Mesih’in söylediği İnsanoğlu’na karşı yapılan günahların bağışlanacağı sözünü gösteriyor.

Kutsal Ruh’a Karşı Küfür

Peki Kutsal Ruh’a karşı olan küfür? Bu zor olan söylemi anlamak için İsa’nın karşıtlarının O’nu suçladıkları noktaya bakmak lazım, İsa’nın yaptığı işleri Kutsal Ruh’un gücü ile değil İblis’in gücü ile yaptığını söylüyorlardı. Her ne kadar Kutsal Ruh’a iftira atmıyorduysalarda, tam anlamıyla, söylemleri İsa’ya karşıydı. Daha sonra İsa onlara, “Bana karşı küfür edebilirsiniz ve bağışlanabilirsiniz, ama Ruh’un işini sorguladığınızda affedilmeyen günaha yaklaşıyorsunuz. Sınırdasınız. Cehennemin kapılarına bakmış oluyorsunuz. Bir adım ardından sizin için umut kalmayacaktır,” diyordu. Ruh ile dalga geçmemesi veya aşağılamaması için onları uyarıyordu.

Hristiyanlar ve Affedilmeyen Günah

İnsan açısından düşünürsek, Hristiyan olan herkesin affedilmeyen günah işleme ihtimalleri vardır. Ancak ben, bizi kurtaran ve Kutsal Ruh ile mühürleyen yücelik Tanrı’sının bizim böyle bir günah işlememize izin vermeyeceğini düşünüyorum. Ben tarihteki hiç bir Hristiyanın Ruh’a küfrettiğini inanmıyorum.

Kurtulduğundan emin olmayıp, affedilmeyen günahı işlemiş olduklarından endişe duyan kişiler için şöyle söyleyebilirim, bu konuda endişelenmek bile bu günahın işlenmediğinin net bir işaretidir. Bu affedilmeyen günahı işleyen kişilerin yürekleri öyle nasırlaşmıştır ki, bu günahı işleyip işlemedikleri konusunda bir rahatsızlık duymazlar. Tanrı’ya şükürler olsun ki, affedilmeyen günah kendi halkının işlemesine izin vermediği bir günahtır.

-R.C. Sproul