Adaletsiz ve insan haklarına saygısız toplum düzenine alışmaya başladık sanki, öyle ki rüşvet, hırsızlık gibi konularda çıkan yeni ses kayıtlarını ilk günlerde şaşkınlıkla dinlerken, şimdi youtube’u açıp yeni eklenen ses kaydını dinlemek içimizden gelmiyor. İnsanların doğru dürüst bir gerekçe olmadan tutuklanmaları pek sıradanlaştı. Aslında sadece Türkiye’deki insanların yaşadığı bir sorun değil adaletsizlik. Bu her yerde problem, daha geçtiğimiz yüzyıllarda Avrupa’nın, Amerika’nın yaşadığı problemlere benzer bir durum bizim de yaşadığımız. Onun için şaşırmayalım. Öyle ki halihazırda Kutsal Kitabımız, en az 200 kere adalet konusunu incelemiş ve adaletsiz düzenden, Tanrı’nın bu durumdan ne kadar nefret ettiğinden bahsetmiştir.

Peki bir Hristiyan adaletsiz bir durum gördüğünde, vicdani olarak destekleyebileceği bir ortam oluşmadığında ne yapmalıdır? Sadece dua edip gerisini Tanrı’ya mı bırakmalıdır? İnsan hakları yerini bu şekilde mi bulmuştur Hitler Almanya’sında, insanları renklerine göre ayıran Kuzey Amerika’da, kiliselerin kapatıldığı Rusya’da, insanların köle olarak satıldığı bir çok ülkelerde… Uzun bir geçmişten bahsetmiyoruz, en fazla bir kaç yüzyıl öncesinden…

Aklımdan ve yüreğimden geçen 3 şey var karanlıkta Hristiyanın ne yapması gerektiği ile ilgili olarak. Kısaca paylaşacağım.

1- Desteklemek

Hristiyan’ın görevi sadece doğru olanı yapmak değil, aynı zamanda doğru olmayanı açığa çıkartmaktır. Karanlıkta ışıkları yakmayan, karanlıktan rahatsızlık hissetmiyor demek değil midir? Hırsızlığı görüp “Hırsızlık var” demeyen, hayatından memnun demek değil midir? Cinayeti görüp, “Katilin kim olduğunu gördüm” demeyen, kafasını çevirip görmezden gelen cinayete ortak değil midir? Işık sadece aydınlığın olduğu ortamda yanarsa ne fayda sağlar ki! Bizler karanlıkta ışık olmalıyız kardeşlerim. İşitip gördüklerimizi, özellikle sosyal medya ve internet aracılığı ile kullanarak tüm gücümüzle adaletsizliğe karşı çıkmalıyız.  Çünkü yakında onlar da elimizden alınabilir. Sesimiz hiç çıkmayacak şekilde kesilebilir.

2- Sessizliği Yıkmak

Karanlıkta ışık olmak prensibini benimseyen kardeşlerim, adaletsizlikte sessiz kalmak, ışık olmak demek değildir. Aksine ışığın kaynağını tanıyan O’ndan beslenen Hristiyanlar için bu durum kabul edilemez. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı, talihsiz bir söylem ya da korkak bir tutum değildir sadece, aksine bir Hristiyan için utanç vericidir. Sokakta çocuklar ekmek almak için canlarından olurken, vicdan sahibi bir Hristiyan nasıl sessiz kalabilir! Temel bir hak olan insan hakları engellenirken nasıl sessiz kalabiliriz! Markete ekmek almaya gönderdiğinizin kendi çocuğunuz olduğunu düşünün bir  an için.

3- Dua 

Binlerce insan sokaklara çıkıp temel haklardan biri olan gösteri ve yürüyüş hakkını kullanmak istiyor ama hükümet tarafından bu protestoların yapılması engellenmekte ve polis ağır bir şiddet uygulamaktadır. Öyle ki, her an yeni ölüm olayları kapımızı çalabilir.  Belkide Gezi olaylarında yaşadığımız günlere tekrar dönüş yapıyoruz. Bu süreçte hep birlikte dua ederek ve oruç tutarak Rab’bin önüne gelmeliyiz. İnsanların önünde olduğu gibi, Rab’bin önünde de sessiz kalmamalıyız. Bazı insanlar sorgusuz, sualsiz ve şuursuzca suç işleyen liderleri takip etmeye başlamışsa, yolun sonu aydınlığa değil derin bir karanlığa çıkar. Onun için bizler kötülüğün karşısında sessiz kalmayalım, duayla ve tüm gücümüzle adaletin sağlanabilmesi için tüm insan hakları ihlallerine karşı omuz omuza ve demokratik, barışçıl bir şekilde mücade edelim, sesimizi yükseltelim.

Yıkanıp temizlenin,
Kötülük yaptığınızı gözüm görmesin,
Kötülük etmekten vazgeçin.
İyilik etmeyi öğrenin,
Adaleti gözetin,
zorbayı yola getirin…”

Yeşaya 1:16-17